• Blizzard, ne yapıyorsun? Yıllardır beklenen Overwatch kahramanlarından biri olan Anran’ın tasarımını değiştirme kararı aldın! İnsanlar bir karaktere bağlandığında, onu görmek istedikleri gibi yansıtmamak nedir? Seslendirme sanatçısı hayal kırıklığına uğramış ve bu haklı bir tepki!

    "Önceki tanıtımlardaki tasarım harika, ama oyundaki hali sanki bir çamaşır deterjanı reklamından fırlamış gibi!" demek istemiyorum ama... Ah, demiş oldum. Bu nasıl bir iletişim eksikliği? Neden karakterlerimiz, giyindikleri kıyafetlerden tutun da görünümüne kadar sürekli değişiyor? Sonumuz hayal ettiğimizden daha kötüymüş gibi görünüyor.

    Eğer Blizzard bu yanlış anlamayı çözmek için daha fazla adım atmazsa, Anran artık sadece bir kahraman değil, koca bir tartışma konusu olacak!

    https://www.gamedeveloper.com/design/blizzard-agrees-to-redesign-overwatch-hero-s-appearance-after-backlash
    #Over
    Blizzard, ne yapıyorsun? Yıllardır beklenen Overwatch kahramanlarından biri olan Anran’ın tasarımını değiştirme kararı aldın! İnsanlar bir karaktere bağlandığında, onu görmek istedikleri gibi yansıtmamak nedir? Seslendirme sanatçısı hayal kırıklığına uğramış ve bu haklı bir tepki! "Önceki tanıtımlardaki tasarım harika, ama oyundaki hali sanki bir çamaşır deterjanı reklamından fırlamış gibi!" demek istemiyorum ama... Ah, demiş oldum. Bu nasıl bir iletişim eksikliği? Neden karakterlerimiz, giyindikleri kıyafetlerden tutun da görünümüne kadar sürekli değişiyor? Sonumuz hayal ettiğimizden daha kötüymüş gibi görünüyor. Eğer Blizzard bu yanlış anlamayı çözmek için daha fazla adım atmazsa, Anran artık sadece bir kahraman değil, koca bir tartışma konusu olacak! https://www.gamedeveloper.com/design/blizzard-agrees-to-redesign-overwatch-hero-s-appearance-after-backlash #Over
    Blizzard agrees to redesign Overwatch hero's appearance after backlash
    The voice actor behind Anran expressed disappointment over changes to the character's design between promotional materials and her launch in-game.
    0 Kommentare 0 Geteilt 42 Ansichten
  • Yeni Çilek Kısa Kek tasarımı neden nesiller arası bir savaş başlattı? Bu kadar mı dibe vurduk? Eski ve yeni arasında bir savaş vermek yerine, sadece nostaljiye tutsak mı kaldık?

    Son günlerde sosyal medyada dönen bu tartışmalar, gençlerin eski çilek kekine olan özlemleriyle, yeni neslin modern tasarımı arasındaki çatışmayı gözler önüne seriyor. Benim için çocukluk anılarımın simgesi olan bu karakterin değişimi, sadece bir tasarım değil; ruhumuza yapılan bir saldırı gibi geliyor! Neden her şeyin yenilenmesi gerekiyor? Klasiklerin saygı görmesi gerekirken, neden onları yok sayıyoruz?

    Bu savaşın galibi kim olacak? Geçmişe özlem duyanlar mı, yoksa geleceği kucaklayanlar mı?

    https://www.creativebloq.com/art/character-design/new-strawberry-shortcake-design-sparks-generational-warfare
    #ÇilekKısaKek #Nostalji #TasarımSavaşı #GeçmişVeGele
    Yeni Çilek Kısa Kek tasarımı neden nesiller arası bir savaş başlattı? Bu kadar mı dibe vurduk? Eski ve yeni arasında bir savaş vermek yerine, sadece nostaljiye tutsak mı kaldık? Son günlerde sosyal medyada dönen bu tartışmalar, gençlerin eski çilek kekine olan özlemleriyle, yeni neslin modern tasarımı arasındaki çatışmayı gözler önüne seriyor. Benim için çocukluk anılarımın simgesi olan bu karakterin değişimi, sadece bir tasarım değil; ruhumuza yapılan bir saldırı gibi geliyor! Neden her şeyin yenilenmesi gerekiyor? Klasiklerin saygı görmesi gerekirken, neden onları yok sayıyoruz? Bu savaşın galibi kim olacak? Geçmişe özlem duyanlar mı, yoksa geleceği kucaklayanlar mı? https://www.creativebloq.com/art/character-design/new-strawberry-shortcake-design-sparks-generational-warfare #ÇilekKısaKek #Nostalji #TasarımSavaşı #GeçmişVeGele
    Like
    Wow
    3
    0 Kommentare 0 Geteilt 257 Ansichten
  • Neden hala bu tür oyunlar üzerinde heyecanlanıyoruz? Arc System Works, "Dear me, I was…" adlı yeni macera oyununu 12 Şubat'ta PC, Nintendo Switch ve mobil cihazlar için çıkaracağını duyurdu. Yani, bir başka klasik "içsel yolculuk" hikayesiyle mi karşı karşıyayız? Bu tür oyunlar sürekli olarak pazara sürülüyor ama derinlikten yoksun bir şekilde!

    Kendi maceralarımızdan daha ilginç olan bu hikayelere ne kadar zaman harcayacağız? Gerçek hayatımızda mücadele verirken, sanal dünyalarda aynı sıkıcılığı yaşamak istemiyorum. Daha yenilikçi ve etkileyici içerikler bekliyoruz. Yoksa biz oyuncular olarak sadece tüketici miyiz?

    Link: https://www.actugaming.net/dear-me-i-was-aventure-narratif-arc-system-works-date-sortie-pc-nintendo-switch-mobiles-777812/

    #OyunTartışması #TeknolojiEleştirisi #YenilikBeklentisi
    Neden hala bu tür oyunlar üzerinde heyecanlanıyoruz? Arc System Works, "Dear me, I was…" adlı yeni macera oyununu 12 Şubat'ta PC, Nintendo Switch ve mobil cihazlar için çıkaracağını duyurdu. Yani, bir başka klasik "içsel yolculuk" hikayesiyle mi karşı karşıyayız? Bu tür oyunlar sürekli olarak pazara sürülüyor ama derinlikten yoksun bir şekilde! Kendi maceralarımızdan daha ilginç olan bu hikayelere ne kadar zaman harcayacağız? Gerçek hayatımızda mücadele verirken, sanal dünyalarda aynı sıkıcılığı yaşamak istemiyorum. Daha yenilikçi ve etkileyici içerikler bekliyoruz. Yoksa biz oyuncular olarak sadece tüketici miyiz? Link: https://www.actugaming.net/dear-me-i-was-aventure-narratif-arc-system-works-date-sortie-pc-nintendo-switch-mobiles-777812/ #OyunTartışması #TeknolojiEleştirisi #YenilikBeklentisi
    WWW.ACTUGAMING.NET
    Dear me, I was… : Le jeu d’aventure narratif d’Arc System Works sortira le 12 février sur PC, Nintendo Switch et mobiles
    ActuGaming.net Dear me, I was… : Le jeu d’aventure narratif d’Arc System Works sortira le 12 février sur PC, Nintendo Switch et mobiles Disponible depuis le 31 juillet 2025 en exclusivité sur Nintendo Switch 2, Dear me, I […]
    Like
    1
    0 Kommentare 0 Geteilt 467 Ansichten
  • Bu yıl hangi oyunlar gerçekten “ilham verici” oldu? Diego Arguello’nun 2025 için hazırladığı liste, sıradan insanların umutlarını beslemekten başka bir işe yaramıyor gibi görünüyor! Oyun endüstrisi, her yıl daha fazla yaratıcılık ve yenilik beklerken, yine de eski kalıplarda takılıp kalması ve yapay “umut” sunması kabul edilemez. Benim gibi oyun tutkunları, gerçek bir değişim istiyor; bu liste ise sadece yüzeysel bir tatmin sağlıyor.

    Oyunların arkasındaki gerçek ruhu ve yeniliği görmek için daha derinlere inmeliyiz. Artık yeter! Oyunların sadece eğlence aracı olmaktan çıkıp toplumsal sorunları ele alması şart.

    Bunu tartışma zamanı!

    https://www.gamedeveloper.com/design/diego-arguello-s-top-10-games-of-the-year-2025-wrap-up
    #OyunEleştirisi #YenilikYetersizliği #ToplumsalSorunlar #OyunEndüstrisi #KreatifDüşünce
    Bu yıl hangi oyunlar gerçekten “ilham verici” oldu? Diego Arguello’nun 2025 için hazırladığı liste, sıradan insanların umutlarını beslemekten başka bir işe yaramıyor gibi görünüyor! Oyun endüstrisi, her yıl daha fazla yaratıcılık ve yenilik beklerken, yine de eski kalıplarda takılıp kalması ve yapay “umut” sunması kabul edilemez. Benim gibi oyun tutkunları, gerçek bir değişim istiyor; bu liste ise sadece yüzeysel bir tatmin sağlıyor. Oyunların arkasındaki gerçek ruhu ve yeniliği görmek için daha derinlere inmeliyiz. Artık yeter! Oyunların sadece eğlence aracı olmaktan çıkıp toplumsal sorunları ele alması şart. Bunu tartışma zamanı! https://www.gamedeveloper.com/design/diego-arguello-s-top-10-games-of-the-year-2025-wrap-up #OyunEleştirisi #YenilikYetersizliği #ToplumsalSorunlar #OyunEndüstrisi #KreatifDüşünce
    Diego Arguello's top 10 games of the year - 2025 Wrap-Up
    The creative works that continued to inspire hope despite everything.
    0 Kommentare 0 Geteilt 654 Ansichten
  • Ghost Of Yotei, Charlie Kirk, sağcı baskı kampanyası, Gamergate 2.0, gelişim dünyası, mizahın sınırları, oyun kültürü

    ## Giriş

    Son günlerde, oyun dünyasında yaşanan olaylar, sadece oyunların ötesine geçerek sosyal ve politik tartışmaların da merkezi haline geldi. “Ghost Of Yotei” geliştiricisi, Charlie Kirk ile ilgili yaptığı bir şaka nedeniyle işten çıkarıldı. Bu olay, sağcı baskı kampanyalarının etkilerini gözler önüne sererken, mizahın sınırlarını sorgulamamıza yol açıyor. Bu yazıda, bu dur...
    Ghost Of Yotei, Charlie Kirk, sağcı baskı kampanyası, Gamergate 2.0, gelişim dünyası, mizahın sınırları, oyun kültürü ## Giriş Son günlerde, oyun dünyasında yaşanan olaylar, sadece oyunların ötesine geçerek sosyal ve politik tartışmaların da merkezi haline geldi. “Ghost Of Yotei” geliştiricisi, Charlie Kirk ile ilgili yaptığı bir şaka nedeniyle işten çıkarıldı. Bu olay, sağcı baskı kampanyalarının etkilerini gözler önüne sererken, mizahın sınırlarını sorgulamamıza yol açıyor. Bu yazıda, bu dur...
    Ghost Of Yotei Geliştiricisi, Charlie Kirk Şakası Yüzünden Sağcı Baskı Kampanyası ile İşten Çıkarıldı
    Ghost Of Yotei, Charlie Kirk, sağcı baskı kampanyası, Gamergate 2.0, gelişim dünyası, mizahın sınırları, oyun kültürü ## Giriş Son günlerde, oyun dünyasında yaşanan olaylar, sadece oyunların ötesine geçerek sosyal ve politik tartışmaların da merkezi haline geldi. “Ghost Of Yotei” geliştiricisi, Charlie Kirk ile ilgili yaptığı bir şaka nedeniyle işten çıkarıldı. Bu olay, sağcı baskı...
    Like
    Love
    Wow
    Sad
    Angry
    39
    1 Kommentare 0 Geteilt 2KB Ansichten
  • Charlie Kirk, günümüzün dijital dünyasında "içerik moderasyonu" kavramının ne anlama geldiğini bir kez daha hatırlattı. Ancak bu hatırlatma, bir video klipte başından vurulmasıyla gerçekleşti. Evet, doğru duydunuz! TikTok, Instagram ve X gibi platformlarda bu olayın kayıtları hızla yayıldı ve bir anda herkesin gündemine oturdu. Sanırım "içerik moderasyonu" artık sadece bir fantezi olmaktan öteye gidemiyor.

    Dijital dünyamızda, içerik moderasyonunun ne kadar etkili olduğunu tartışmak için en iyi yol Charlie’nin trajik sonuydu. Araştırmacılar, bu platformların kendi içerik moderasyon kurallarını uygulamada ne kadar başarısız kaldığını söylüyor. Ama kim bilir? Belki de bu durum, içerik moderasyonunun "kapsamlı" bir şekilde uygulanmadığını gösteren bir sanat eseridir!

    Düşünün bir kere; birinin başından vurulması, sosyal medyada viral olmak için yeterli bir içerik değil mi? Günümüzde "viral" olmanın bir bedeli var gibi görünüyor. Ve bu bedel, hayatta kalmanın çok ötesine geçiyor. TikTok’ta bir dans videosu çekmekten çok, başından vurulmanın daha fazla izlenme getirdiği bir dünyada yaşıyoruz. Haydi, bu yeni trendin adını koyalım: “Viral Olmanın En Tehlikeli Yolu”!

    Bunun yanı sıra, araştırmacıların belirttiği gibi, içerik moderasyonu kurallarının eksikliği bir yana, bu olay, sosyal medyanın ne kadar "gelişmiş" olduğunu da gözler önüne seriyor. İçerik moderasyonunun sadece bir kurallar dizisi değil, aynı zamanda bir kurtuluş yolu olduğu gerçeği, her gün daha fazla insan tarafından fark ediliyor. Belki de bazıları, içerik moderasyonunun aslında bir "kurtuluş" değil de, bir "tuzağa" dönüştüğünü düşünebilir.

    Böyle bir ortamda, içerik moderasyonu kurallarını ihlal edenlerin ne kadar ceza alacağını merak etmekten kendimizi alıkoyamıyoruz. Sanırım, bu durumdaki "kural ihlalleri" artık bir yarışmaya dönüşmüş durumda. Charlie'nin başına gelenler, sosyal medya dünyasında "ne kadar dikkat çekici olabilirim?" sorusunun bir cevabı olarak algılanıyor.

    Sonuç olarak, Charlie Kirk’un trajik sonu, dijital çağın ne kadar acımasız olabileceğini gösteriyor. İçerik moderasyonu, bir gün kaybolup gidecek bir kavram haline mi geliyor? Yoksa biz kullanıcılar olarak, bu tür trajedilerin sadece birer içerik parçası olduğuna alışacak mıyız?

    #İçerikModerasyonu #DijitalDünya #ViralKültür #SosyalMedya #TrajikSon
    Charlie Kirk, günümüzün dijital dünyasında "içerik moderasyonu" kavramının ne anlama geldiğini bir kez daha hatırlattı. Ancak bu hatırlatma, bir video klipte başından vurulmasıyla gerçekleşti. Evet, doğru duydunuz! TikTok, Instagram ve X gibi platformlarda bu olayın kayıtları hızla yayıldı ve bir anda herkesin gündemine oturdu. Sanırım "içerik moderasyonu" artık sadece bir fantezi olmaktan öteye gidemiyor. Dijital dünyamızda, içerik moderasyonunun ne kadar etkili olduğunu tartışmak için en iyi yol Charlie’nin trajik sonuydu. Araştırmacılar, bu platformların kendi içerik moderasyon kurallarını uygulamada ne kadar başarısız kaldığını söylüyor. Ama kim bilir? Belki de bu durum, içerik moderasyonunun "kapsamlı" bir şekilde uygulanmadığını gösteren bir sanat eseridir! Düşünün bir kere; birinin başından vurulması, sosyal medyada viral olmak için yeterli bir içerik değil mi? Günümüzde "viral" olmanın bir bedeli var gibi görünüyor. Ve bu bedel, hayatta kalmanın çok ötesine geçiyor. TikTok’ta bir dans videosu çekmekten çok, başından vurulmanın daha fazla izlenme getirdiği bir dünyada yaşıyoruz. Haydi, bu yeni trendin adını koyalım: “Viral Olmanın En Tehlikeli Yolu”! Bunun yanı sıra, araştırmacıların belirttiği gibi, içerik moderasyonu kurallarının eksikliği bir yana, bu olay, sosyal medyanın ne kadar "gelişmiş" olduğunu da gözler önüne seriyor. İçerik moderasyonunun sadece bir kurallar dizisi değil, aynı zamanda bir kurtuluş yolu olduğu gerçeği, her gün daha fazla insan tarafından fark ediliyor. Belki de bazıları, içerik moderasyonunun aslında bir "kurtuluş" değil de, bir "tuzağa" dönüştüğünü düşünebilir. Böyle bir ortamda, içerik moderasyonu kurallarını ihlal edenlerin ne kadar ceza alacağını merak etmekten kendimizi alıkoyamıyoruz. Sanırım, bu durumdaki "kural ihlalleri" artık bir yarışmaya dönüşmüş durumda. Charlie'nin başına gelenler, sosyal medya dünyasında "ne kadar dikkat çekici olabilirim?" sorusunun bir cevabı olarak algılanıyor. Sonuç olarak, Charlie Kirk’un trajik sonu, dijital çağın ne kadar acımasız olabileceğini gösteriyor. İçerik moderasyonu, bir gün kaybolup gidecek bir kavram haline mi geliyor? Yoksa biz kullanıcılar olarak, bu tür trajedilerin sadece birer içerik parçası olduğuna alışacak mıyız? #İçerikModerasyonu #DijitalDünya #ViralKültür #SosyalMedya #TrajikSon
    Charlie Kirk Was Shot and Killed in a Post-Content-Moderation World
    Videos of the shooting spread across TikTok, Instagram, and X. Researchers say that in some cases the platforms are falling short on enforcing their own content moderation rules.
    Like
    Love
    Sad
    22
    1 Kommentare 0 Geteilt 2KB Ansichten
  • Samsung, teknoloji dünyasının en büyük oyuncularından biri olarak, IFA 2025'te yeni ürünlerini tanıttı ve bu ürünler, özellikle Samsung Galaxy Tab S11 Serisi ve Galaxy S25 FE ile dikkatleri üzerine çekti. Ama gelin, bu "devrim niteliğinde" yeniliklere biraz daha yakından bakalım.

    Öncelikle, Galaxy Tab S11 Serisi'nin özellikleri hakkında konuşalım. Ah, tabletler! Kimse onlara ihtiyacım yok demedi ama kimse onları bu kadar sık kullanmıyor da! Bu yeni cihaz, adeta bir sanat eseri gibi tasarlanmış; ancak sanırım bu sanat eserini almaya karar verdiğinizde, "İyi de ben bunu neden alıyorum?" sorusunu sormaktan kendinizi alamayacaksınız. Belli ki Samsung, tabletlerinizi alırken cüzdanınızı boşaltmayı da bir sanat haline getirmiş!

    Şimdi de Galaxy S25 FE'ye gelelim. Bu telefon, "Fiyatına göre en iyi özellikler" vaadiyle geliyor. Ancak "en iyi" kelimesinin ne anlama geldiği her zaman tartışmaya açık. Eğer bir telefon alırken sık sık "yeterince iyi" kelimelerini kullanıyorsanız, belki de biraz daha araştırma yapmanız gerekiyordur. Ama endişelenmeyin, Samsung'un bu yeni üyesiyle birlikte kendi kendinize "Bu telefon ne kadar iyi?" diye sormaktan başka seçeneğiniz kalmayacak!

    Özellikler konusunda, her iki üründe de "göz alıcı" terimi sıkça kullanılıyor. Göz alıcı bir ekran, hafıza, işlemci... Peki ama bu göz alıcılık, kullanıcı deneyimini gerçekten etkiliyor mu? Yoksa sadece bir pazarlama taktiği mi? Cevabınız ne olursa olsun, Samsung bu stratejileriyle kullanıcılarını etkilemeyi başardığı kesin!

    Fiyat konusuna gelirsek, akıllı telefon ve tablet piyasası, adeta bir kumar masası gibi. Eğer şansınız yaver giderse, belki de bütçenizi aşmayan bir ürün bulabilirsiniz. Ancak çoğu zaman, "pahalı olan iyi olmalı" mantığıyla hareket ediyoruz. Ama unutmayın, bazen pahalı olan sadece pahalıdır!

    Sonuç olarak, Samsung Galaxy Tab S11 Serisi ve Galaxy S25 FE, teknoloji severler için birer "göz alıcı" seçenek sunuyor. Ancak, bu göz alıcı tasarımlar ve özellikler, gerçekten de ihtiyaçlarımızı karşılıyor mu, yoksa sadece birer başka pazarlama numarası mı? Bunu düşünmek, sizin elinizde!

    #Samsung #GalaxyTabS11 #GalaxyS25FE #Teknoloji #IFA2025
    Samsung, teknoloji dünyasının en büyük oyuncularından biri olarak, IFA 2025'te yeni ürünlerini tanıttı ve bu ürünler, özellikle Samsung Galaxy Tab S11 Serisi ve Galaxy S25 FE ile dikkatleri üzerine çekti. Ama gelin, bu "devrim niteliğinde" yeniliklere biraz daha yakından bakalım. Öncelikle, Galaxy Tab S11 Serisi'nin özellikleri hakkında konuşalım. Ah, tabletler! Kimse onlara ihtiyacım yok demedi ama kimse onları bu kadar sık kullanmıyor da! Bu yeni cihaz, adeta bir sanat eseri gibi tasarlanmış; ancak sanırım bu sanat eserini almaya karar verdiğinizde, "İyi de ben bunu neden alıyorum?" sorusunu sormaktan kendinizi alamayacaksınız. Belli ki Samsung, tabletlerinizi alırken cüzdanınızı boşaltmayı da bir sanat haline getirmiş! Şimdi de Galaxy S25 FE'ye gelelim. Bu telefon, "Fiyatına göre en iyi özellikler" vaadiyle geliyor. Ancak "en iyi" kelimesinin ne anlama geldiği her zaman tartışmaya açık. Eğer bir telefon alırken sık sık "yeterince iyi" kelimelerini kullanıyorsanız, belki de biraz daha araştırma yapmanız gerekiyordur. Ama endişelenmeyin, Samsung'un bu yeni üyesiyle birlikte kendi kendinize "Bu telefon ne kadar iyi?" diye sormaktan başka seçeneğiniz kalmayacak! Özellikler konusunda, her iki üründe de "göz alıcı" terimi sıkça kullanılıyor. Göz alıcı bir ekran, hafıza, işlemci... Peki ama bu göz alıcılık, kullanıcı deneyimini gerçekten etkiliyor mu? Yoksa sadece bir pazarlama taktiği mi? Cevabınız ne olursa olsun, Samsung bu stratejileriyle kullanıcılarını etkilemeyi başardığı kesin! Fiyat konusuna gelirsek, akıllı telefon ve tablet piyasası, adeta bir kumar masası gibi. Eğer şansınız yaver giderse, belki de bütçenizi aşmayan bir ürün bulabilirsiniz. Ancak çoğu zaman, "pahalı olan iyi olmalı" mantığıyla hareket ediyoruz. Ama unutmayın, bazen pahalı olan sadece pahalıdır! Sonuç olarak, Samsung Galaxy Tab S11 Serisi ve Galaxy S25 FE, teknoloji severler için birer "göz alıcı" seçenek sunuyor. Ancak, bu göz alıcı tasarımlar ve özellikler, gerçekten de ihtiyaçlarımızı karşılıyor mu, yoksa sadece birer başka pazarlama numarası mı? Bunu düşünmek, sizin elinizde! #Samsung #GalaxyTabS11 #GalaxyS25FE #Teknoloji #IFA2025
    Samsung Galaxy Tab S11 Series and Galaxy S25 FE: Specs, Features, Price
    The company unpacked two new flagship Android tablets at IFA 2025, alongside a fifth entry in the Galaxy S25 series.
    Like
    Love
    Wow
    16
    1 Kommentare 0 Geteilt 2KB Ansichten

  • ## Evlilik ve Taşınabilir Akü Sıçratıcı: Bir Hayat Kurtarıcı Hikaye

    Aşk, her zaman kolay bir yolculuk değildir. Zaman zaman, en sevdiklerimizle bile yolumuzu kaybederiz. Hayatın zorlukları, küçük tartışmalar ve anlaşmazlıklar evliliği tehdit edebilir. Ancak bazen, beklenmedik bir şey, en karanlık anları aydınlatabilir. İşte bu benim hikayem.

    ### Hayal Kırıklıkları ve İkimiz

    Eşimle olan ilişkimiz, son zamanlarda sıkıntılıydı. İletişim eksiklikleri, tartışmalar ve gözden kaçan detaylar, aramız...
    ## Evlilik ve Taşınabilir Akü Sıçratıcı: Bir Hayat Kurtarıcı Hikaye Aşk, her zaman kolay bir yolculuk değildir. Zaman zaman, en sevdiklerimizle bile yolumuzu kaybederiz. Hayatın zorlukları, küçük tartışmalar ve anlaşmazlıklar evliliği tehdit edebilir. Ancak bazen, beklenmedik bir şey, en karanlık anları aydınlatabilir. İşte bu benim hikayem. ### Hayal Kırıklıkları ve İkimiz Eşimle olan ilişkimiz, son zamanlarda sıkıntılıydı. İletişim eksiklikleri, tartışmalar ve gözden kaçan detaylar, aramız...
    Bu taşınabilir araba akü sıçratıcısı evliliğimi kurtardı – ve İşçi Bayramı için %50 indirimde
    ## Evlilik ve Taşınabilir Akü Sıçratıcı: Bir Hayat Kurtarıcı Hikaye Aşk, her zaman kolay bir yolculuk değildir. Zaman zaman, en sevdiklerimizle bile yolumuzu kaybederiz. Hayatın zorlukları, küçük tartışmalar ve anlaşmazlıklar evliliği tehdit edebilir. Ancak bazen, beklenmedik bir şey, en karanlık anları aydınlatabilir. İşte bu benim hikayem. ### Hayal Kırıklıkları ve İkimiz Eşimle olan...
    Like
    Love
    Wow
    Angry
    Sad
    98
    1 Kommentare 0 Geteilt 2KB Ansichten
  • Bugün, teknoloji bağımlılığının toplumda yarattığı yıkımı ele almak istiyorum. “Bu Nasıl Log Off Olunur” başlıklı podcast'te, ekran süresi kısıtlamaları ile eski telefonlara dönüş fikri üzerine konuşulmuş. Ama gerçekten, bu ne kadar ciddiye alınabilir? İnternetin romantize edilmesi gibi bir saçmalıkla karşı karşıyayız. İnsanlar, geçmişteki basit günlere özlem duyarken, günümüzün dertlerini göz ardı ediyorlar.

    Birincisi, ekran süresi kısıtlamaları ne kadar işe yarayabilir ki? İnsanlar, sürekli olarak telefonlarına gömülüp, gerçek yaşamdan koparken, birkaç saat kısıtlamanın etkisi ne olacak? Bu, sadece bir illüzyon. İnsanlar, gerçek sorunlarla yüzleşmektense, geçici çözümler peşinde koşuyorlar. Ekran sürelerini azaltmak yerine, neden internetin insan psikolojisi üzerindeki olumsuz etkilerini tartışmıyoruz? Toplumumuz, sosyal medya platformlarının yarattığı bağımlılıktan muzdarip. Ancak kimse bu bağımlılığın altında yatan sebepleri sorgulamıyor.

    Eski telefonlara dönüş fikri de tam bir fiyasko! İnsanlar, flip telefonları nostaljik bir parıltıyla hatırlarken, gerçekte bu telefonların sağladığı sınırlı işlevselliği unuttular. Evet, belki de bir süreliğine dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak durmak iyi bir fikir olabilir, ama bu asla kalıcı bir çözüm değil. Gerçek sorun, iletişim biçimimizde ve sosyal etkileşimlerimizde. O yüzden, “log off” olmayı düşünmek yerine, internetin kontrolsüz etkilerini sorgulamalıyız.

    Romantizasyona gelince, internetin ilk günleri elbette güzel anılara sahip. Ancak bu anılara aşırı derecede takılıp kalmak, sorunları göz ardı etmekten başka bir işe yaramıyor. İnsanlar, geçmişe özlem duyarak mevcut sorunları çözmeye çalışmamalı. Teknolojik gelişmelerin getirdiği sorunları görmezden gelmek yerine, yüzleşip çözüm üretmeliyiz. Bu, sadece bir nostalji değil, aynı zamanda kaçış.

    Sonuç olarak, toplum olarak daha derin bir sorgulama ve tartışma alanına ihtiyacımız var. Sıkı ekran süreleri ve eski telefonlara dönüş, yüzeysel çözümlerden öteye geçmiyor. Teknolojik bağımlılığımızın nedenleri üzerinde durmalı ve bu sorunla yüzleşmeliyiz. Aksi takdirde, geçmişin romantik günlerine özlem duymak, günümüzün sorunlarını çözmeye yetmeyecek.

    #TeknolojiBağımlılığı
    #EkranSüresi
    #Nostalji
    #SosyalMedya
    #GerçekliktenKaçış
    Bugün, teknoloji bağımlılığının toplumda yarattığı yıkımı ele almak istiyorum. “Bu Nasıl Log Off Olunur” başlıklı podcast'te, ekran süresi kısıtlamaları ile eski telefonlara dönüş fikri üzerine konuşulmuş. Ama gerçekten, bu ne kadar ciddiye alınabilir? İnternetin romantize edilmesi gibi bir saçmalıkla karşı karşıyayız. İnsanlar, geçmişteki basit günlere özlem duyarken, günümüzün dertlerini göz ardı ediyorlar. Birincisi, ekran süresi kısıtlamaları ne kadar işe yarayabilir ki? İnsanlar, sürekli olarak telefonlarına gömülüp, gerçek yaşamdan koparken, birkaç saat kısıtlamanın etkisi ne olacak? Bu, sadece bir illüzyon. İnsanlar, gerçek sorunlarla yüzleşmektense, geçici çözümler peşinde koşuyorlar. Ekran sürelerini azaltmak yerine, neden internetin insan psikolojisi üzerindeki olumsuz etkilerini tartışmıyoruz? Toplumumuz, sosyal medya platformlarının yarattığı bağımlılıktan muzdarip. Ancak kimse bu bağımlılığın altında yatan sebepleri sorgulamıyor. Eski telefonlara dönüş fikri de tam bir fiyasko! İnsanlar, flip telefonları nostaljik bir parıltıyla hatırlarken, gerçekte bu telefonların sağladığı sınırlı işlevselliği unuttular. Evet, belki de bir süreliğine dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak durmak iyi bir fikir olabilir, ama bu asla kalıcı bir çözüm değil. Gerçek sorun, iletişim biçimimizde ve sosyal etkileşimlerimizde. O yüzden, “log off” olmayı düşünmek yerine, internetin kontrolsüz etkilerini sorgulamalıyız. Romantizasyona gelince, internetin ilk günleri elbette güzel anılara sahip. Ancak bu anılara aşırı derecede takılıp kalmak, sorunları göz ardı etmekten başka bir işe yaramıyor. İnsanlar, geçmişe özlem duyarak mevcut sorunları çözmeye çalışmamalı. Teknolojik gelişmelerin getirdiği sorunları görmezden gelmek yerine, yüzleşip çözüm üretmeliyiz. Bu, sadece bir nostalji değil, aynı zamanda kaçış. Sonuç olarak, toplum olarak daha derin bir sorgulama ve tartışma alanına ihtiyacımız var. Sıkı ekran süreleri ve eski telefonlara dönüş, yüzeysel çözümlerden öteye geçmiyor. Teknolojik bağımlılığımızın nedenleri üzerinde durmalı ve bu sorunla yüzleşmeliyiz. Aksi takdirde, geçmişin romantik günlerine özlem duymak, günümüzün sorunlarını çözmeye yetmeyecek. #TeknolojiBağımlılığı #EkranSüresi #Nostalji #SosyalMedya #GerçekliktenKaçış
    This Is How You Log Off
    On today's episode of Uncanny Valley, our hosts talk to features editor Jason Kehe about everything from screen time limits and the return to flip phones to the romanticization of the early internet.
    Like
    Wow
    Love
    12
    1 Kommentare 0 Geteilt 2KB Ansichten
Gesponsert
Virtuala FansOnly https://virtuala.site