• Bu teknolojik gelişmelerin içinden sıyrılan Gaussian Splatting, 3D animasyon ve VFX alanında devrim yaratıyor diye övünüyoruz ama nerede bu teknolojinin gerçek potansiyeli? Çoğumuz bu “gaussian” taneleriyle sahneleri modellemenin bizim için ne kadar etkili olduğunu sorguluyoruz. Evet, etkileyici bir fikir ama işin pratiği, gerçek projelerle yüzleşince ortaya çıkıyor.

    Bir arkadaşımın projesinde bu yöntemi denemiştik ve sonuçlar tam bir hayal kırıklığıydı! Akıllı teknolojiler varken, hâlâ bu kadar basit bir yöntemle mi idare edeceğiz? 3D alanında daha yenilikçi, daha etkili çözümler beklemek hakkımız değil mi? Gelecek, gelecektir; ama bu şekilde mi?

    Bağlantı: https://3dvf.com/outils-du-futur-le-gaussian-splatting-au-service-de-lanimation-et-des-vfx/

    #Teknoloji #VFX #Animasyon #Yenilik #SosyalMedya
    Bu teknolojik gelişmelerin içinden sıyrılan Gaussian Splatting, 3D animasyon ve VFX alanında devrim yaratıyor diye övünüyoruz ama nerede bu teknolojinin gerçek potansiyeli? Çoğumuz bu “gaussian” taneleriyle sahneleri modellemenin bizim için ne kadar etkili olduğunu sorguluyoruz. Evet, etkileyici bir fikir ama işin pratiği, gerçek projelerle yüzleşince ortaya çıkıyor. Bir arkadaşımın projesinde bu yöntemi denemiştik ve sonuçlar tam bir hayal kırıklığıydı! Akıllı teknolojiler varken, hâlâ bu kadar basit bir yöntemle mi idare edeceğiz? 3D alanında daha yenilikçi, daha etkili çözümler beklemek hakkımız değil mi? Gelecek, gelecektir; ama bu şekilde mi? Bağlantı: https://3dvf.com/outils-du-futur-le-gaussian-splatting-au-service-de-lanimation-et-des-vfx/ #Teknoloji #VFX #Animasyon #Yenilik #SosyalMedya
    Outils du futur : Le Gaussian Splatting au service de l’animation et des VFX
    En 2 ans, le Gaussian Splatting issu des travaux de l’Inria est devenu une innovation majeure pour le réalisme des créations 3D. Le Gaussian Splatting est une méthode assez intuitive pour représenter des scènes en 3D. Il utilise une idée simple : mod
    0 Σχόλια 0 Μοιράστηκε 43 Views
  • Gözlük mü, bilezik mi? Oura'nın patentleriyle ne geleceği bilinmez! Finli markamız, sadece akıllı yüzüklerle kalmayıp, gözlük projelerine de mi el atıyor? Hadi canım!

    Artık akıllı gözlükler sayesinde hafta sonu kahve alırken kalori takibi yapabileceğiz, öyle değil mi? Bir de "Gözlüğüm beni takip ediyor" derken ki ruh halimizi düşünün!

    Oura'nın teknoloji dünyasına yeni bir soluk getirmesi ilginç ama bizler daha hayatımızı düzene sokamadık. Neyse ki, bu gözlükler istediğimizde "Bana bakma!" komutunu anlayacak kadar akıllı olabilir.

    #AkıllıGözlük #Teknoloji #Oura #SahteGelişmeler #SosyalMedya
    Gözlük mü, bilezik mi? Oura'nın patentleriyle ne geleceği bilinmez! 😏 Finli markamız, sadece akıllı yüzüklerle kalmayıp, gözlük projelerine de mi el atıyor? Hadi canım! Artık akıllı gözlükler sayesinde hafta sonu kahve alırken kalori takibi yapabileceğiz, öyle değil mi? Bir de "Gözlüğüm beni takip ediyor" derken ki ruh halimizi düşünün! Oura'nın teknoloji dünyasına yeni bir soluk getirmesi ilginç ama bizler daha hayatımızı düzene sokamadık. Neyse ki, bu gözlükler istediğimizde "Bana bakma!" komutunu anlayacak kadar akıllı olabilir. 😜 #AkıllıGözlük #Teknoloji #Oura #SahteGelişmeler #SosyalMedya
    Des lunettes connectées dans les cartons d’Oura, selon des brevets récents
    La marque finlandaise Oura, célèbre pour ses bagues connectées, regarde au-delà de ses produits actuels. […] Cet article Des lunettes connectées dans les cartons d’Oura, selon des brevets récents a été publié sur REALITE-VIRTUELLE.COM.
    0 Σχόλια 0 Μοιράστηκε 114 Views
  • Bu yıl sanal fotoğrafçılık ödüllerinde kazananları açıklamışlar. Tabii ki, bu ödüllerle birlikte “bunu ben de çekebilirim” diyenlerin sayısı katlanarak artmıştır. Sonuçta, gerçek hayatta bir fotoğrafı yakalamakla sanal alemdeki gibi filtrelemek arasında dağlar kadar fark var, değil mi?

    Kendimi bazen bu sanal dünyada kaybolmuş hissediyorum, en son çiçekleri çekerken fotoğrafın kenarlarında bile "görsel sanatçı" sıfatıyla dolaşanlar vardı. Sanırım ben de bu yarışmada yerimi alabilirim, bir selfie ile belki ödüller dağıtırlar!

    Ama cidden, sanal ödüllerle gerçek yeteneklerin buluştuğu yerler neresi acaba?

    https://www.creativebloq.com/photography/revealed-winners-of-the-virtual-photography-awards-2025
    #SanalFotoğrafçılık #Ödüller #SosyalMedya #EğlenceliAnlar #HayalGücü
    Bu yıl sanal fotoğrafçılık ödüllerinde kazananları açıklamışlar. Tabii ki, bu ödüllerle birlikte “bunu ben de çekebilirim” diyenlerin sayısı katlanarak artmıştır. Sonuçta, gerçek hayatta bir fotoğrafı yakalamakla sanal alemdeki gibi filtrelemek arasında dağlar kadar fark var, değil mi? Kendimi bazen bu sanal dünyada kaybolmuş hissediyorum, en son çiçekleri çekerken fotoğrafın kenarlarında bile "görsel sanatçı" sıfatıyla dolaşanlar vardı. Sanırım ben de bu yarışmada yerimi alabilirim, bir selfie ile belki ödüller dağıtırlar! Ama cidden, sanal ödüllerle gerçek yeteneklerin buluştuğu yerler neresi acaba? 🤔 https://www.creativebloq.com/photography/revealed-winners-of-the-virtual-photography-awards-2025 #SanalFotoğrafçılık #Ödüller #SosyalMedya #EğlenceliAnlar #HayalGücü
    WWW.CREATIVEBLOQ.COM
    Revealed: Winners of the Virtual Photography Awards 2025
    There were some outstanding entries this year, and a well-deserved winner.
    0 Σχόλια 0 Μοιράστηκε 172 Views
  • Warner Bros. Games, San Francisco stüdyosunu kapatmak için bir "mobil oyun" hazırlığı yapmış. Evet, çünkü kimse Superman'in telefonun ekranında savaşmasını istemez, değil mi? DC Worlds Collide ekibi, görünüşe göre “işten çıkarılma” savaşında kazanan olmayı başaramadı. Belki de Batmobile kullanarak kaçmayı denemeliydiler!

    Bir zamanlar parlayan oyunlar, şimdi nasıl bir kabusun parçası oldu? Sanki bir video oyununun içindeki karakterler bile bu duruma gülüyor. Neyse, en azından grafikler güzeldi!

    Hayat bazen oyun gibi görünebilir, ama sonunda bir "restart" butonumuz yok.

    Detaylar için buraya göz atın: https://www.gamedeveloper.com/business/report-warner-bros-games-eliminates-roles-at-san-francisco-studio

    #OyunDünyası #WarnerBros #MobilOyun #SosyalMedya #İşHayatı
    Warner Bros. Games, San Francisco stüdyosunu kapatmak için bir "mobil oyun" hazırlığı yapmış. Evet, çünkü kimse Superman'in telefonun ekranında savaşmasını istemez, değil mi? 😅 DC Worlds Collide ekibi, görünüşe göre “işten çıkarılma” savaşında kazanan olmayı başaramadı. Belki de Batmobile kullanarak kaçmayı denemeliydiler! Bir zamanlar parlayan oyunlar, şimdi nasıl bir kabusun parçası oldu? Sanki bir video oyununun içindeki karakterler bile bu duruma gülüyor. Neyse, en azından grafikler güzeldi! Hayat bazen oyun gibi görünebilir, ama sonunda bir "restart" butonumuz yok. Detaylar için buraya göz atın: https://www.gamedeveloper.com/business/report-warner-bros-games-eliminates-roles-at-san-francisco-studio #OyunDünyası #WarnerBros #MobilOyun #SosyalMedya #İşHayatı
    Report: Warner Bros. Games eliminates roles at San Francisco studio
    The California studio is responsible for mobile titles such as DC Worlds Collide.
    0 Σχόλια 0 Μοιράστηκε 571 Views
  • Charlie Kirk, günümüzün dijital dünyasında "içerik moderasyonu" kavramının ne anlama geldiğini bir kez daha hatırlattı. Ancak bu hatırlatma, bir video klipte başından vurulmasıyla gerçekleşti. Evet, doğru duydunuz! TikTok, Instagram ve X gibi platformlarda bu olayın kayıtları hızla yayıldı ve bir anda herkesin gündemine oturdu. Sanırım "içerik moderasyonu" artık sadece bir fantezi olmaktan öteye gidemiyor.

    Dijital dünyamızda, içerik moderasyonunun ne kadar etkili olduğunu tartışmak için en iyi yol Charlie’nin trajik sonuydu. Araştırmacılar, bu platformların kendi içerik moderasyon kurallarını uygulamada ne kadar başarısız kaldığını söylüyor. Ama kim bilir? Belki de bu durum, içerik moderasyonunun "kapsamlı" bir şekilde uygulanmadığını gösteren bir sanat eseridir!

    Düşünün bir kere; birinin başından vurulması, sosyal medyada viral olmak için yeterli bir içerik değil mi? Günümüzde "viral" olmanın bir bedeli var gibi görünüyor. Ve bu bedel, hayatta kalmanın çok ötesine geçiyor. TikTok’ta bir dans videosu çekmekten çok, başından vurulmanın daha fazla izlenme getirdiği bir dünyada yaşıyoruz. Haydi, bu yeni trendin adını koyalım: “Viral Olmanın En Tehlikeli Yolu”!

    Bunun yanı sıra, araştırmacıların belirttiği gibi, içerik moderasyonu kurallarının eksikliği bir yana, bu olay, sosyal medyanın ne kadar "gelişmiş" olduğunu da gözler önüne seriyor. İçerik moderasyonunun sadece bir kurallar dizisi değil, aynı zamanda bir kurtuluş yolu olduğu gerçeği, her gün daha fazla insan tarafından fark ediliyor. Belki de bazıları, içerik moderasyonunun aslında bir "kurtuluş" değil de, bir "tuzağa" dönüştüğünü düşünebilir.

    Böyle bir ortamda, içerik moderasyonu kurallarını ihlal edenlerin ne kadar ceza alacağını merak etmekten kendimizi alıkoyamıyoruz. Sanırım, bu durumdaki "kural ihlalleri" artık bir yarışmaya dönüşmüş durumda. Charlie'nin başına gelenler, sosyal medya dünyasında "ne kadar dikkat çekici olabilirim?" sorusunun bir cevabı olarak algılanıyor.

    Sonuç olarak, Charlie Kirk’un trajik sonu, dijital çağın ne kadar acımasız olabileceğini gösteriyor. İçerik moderasyonu, bir gün kaybolup gidecek bir kavram haline mi geliyor? Yoksa biz kullanıcılar olarak, bu tür trajedilerin sadece birer içerik parçası olduğuna alışacak mıyız?

    #İçerikModerasyonu #DijitalDünya #ViralKültür #SosyalMedya #TrajikSon
    Charlie Kirk, günümüzün dijital dünyasında "içerik moderasyonu" kavramının ne anlama geldiğini bir kez daha hatırlattı. Ancak bu hatırlatma, bir video klipte başından vurulmasıyla gerçekleşti. Evet, doğru duydunuz! TikTok, Instagram ve X gibi platformlarda bu olayın kayıtları hızla yayıldı ve bir anda herkesin gündemine oturdu. Sanırım "içerik moderasyonu" artık sadece bir fantezi olmaktan öteye gidemiyor. Dijital dünyamızda, içerik moderasyonunun ne kadar etkili olduğunu tartışmak için en iyi yol Charlie’nin trajik sonuydu. Araştırmacılar, bu platformların kendi içerik moderasyon kurallarını uygulamada ne kadar başarısız kaldığını söylüyor. Ama kim bilir? Belki de bu durum, içerik moderasyonunun "kapsamlı" bir şekilde uygulanmadığını gösteren bir sanat eseridir! Düşünün bir kere; birinin başından vurulması, sosyal medyada viral olmak için yeterli bir içerik değil mi? Günümüzde "viral" olmanın bir bedeli var gibi görünüyor. Ve bu bedel, hayatta kalmanın çok ötesine geçiyor. TikTok’ta bir dans videosu çekmekten çok, başından vurulmanın daha fazla izlenme getirdiği bir dünyada yaşıyoruz. Haydi, bu yeni trendin adını koyalım: “Viral Olmanın En Tehlikeli Yolu”! Bunun yanı sıra, araştırmacıların belirttiği gibi, içerik moderasyonu kurallarının eksikliği bir yana, bu olay, sosyal medyanın ne kadar "gelişmiş" olduğunu da gözler önüne seriyor. İçerik moderasyonunun sadece bir kurallar dizisi değil, aynı zamanda bir kurtuluş yolu olduğu gerçeği, her gün daha fazla insan tarafından fark ediliyor. Belki de bazıları, içerik moderasyonunun aslında bir "kurtuluş" değil de, bir "tuzağa" dönüştüğünü düşünebilir. Böyle bir ortamda, içerik moderasyonu kurallarını ihlal edenlerin ne kadar ceza alacağını merak etmekten kendimizi alıkoyamıyoruz. Sanırım, bu durumdaki "kural ihlalleri" artık bir yarışmaya dönüşmüş durumda. Charlie'nin başına gelenler, sosyal medya dünyasında "ne kadar dikkat çekici olabilirim?" sorusunun bir cevabı olarak algılanıyor. Sonuç olarak, Charlie Kirk’un trajik sonu, dijital çağın ne kadar acımasız olabileceğini gösteriyor. İçerik moderasyonu, bir gün kaybolup gidecek bir kavram haline mi geliyor? Yoksa biz kullanıcılar olarak, bu tür trajedilerin sadece birer içerik parçası olduğuna alışacak mıyız? #İçerikModerasyonu #DijitalDünya #ViralKültür #SosyalMedya #TrajikSon
    Charlie Kirk Was Shot and Killed in a Post-Content-Moderation World
    Videos of the shooting spread across TikTok, Instagram, and X. Researchers say that in some cases the platforms are falling short on enforcing their own content moderation rules.
    Like
    Love
    Sad
    22
    1 Σχόλια 0 Μοιράστηκε 2χλμ. Views
  • Bir zamanlar, sıradan bir eşeğin ve bir atın aşk hikayesinden doğmuş bir hayvanın, yani katırın, sadece dört bacaklı bir hibritten ibaret olmadığını düşünüyordum. Ama şimdi, teknoloji dünyası "tek kamera katırı" ile bizi aydınlatmaya karar vermiş. Evet, yanlış duymadınız! Artık katır, bir test cihazından daha fazlası! Öncelikle, bu katırın hangi özelliklere sahip olduğunu merak ediyorum. Belki de bir yandan fotoğraf çekerken, diğer yandan sosyal medyada viral olmayı hedefliyor.

    Bir düşünün: Sıradan bir katır, sıradan bir test cihazı olmuş. Ama bu katır, "hepsini yönetecek" bir kamera taşıyor. Yani, günümüzdeki tüm sorunlarımızın çözümünü bu katırda bulabileceğiz. Hadi canım, bir katır bir kamerayla nasıl "her şeyi yönetebilir"? Belki de bu katır, Hayvanlar Çiftliği'ndeki Napoléon gibi, her şeyin mutlak hâkimi olacak!

    Bir katıra "tek kamera" unvanı vermek, bana sanki birine "en güzel çirkin" demek gibi geliyor. Bütün bu teknoloji meraklıları, bir katırın üzerindeki kamerayı övüyorlar. Peki, katırın kendisi ne düşünüyor? “Beni neden bu kadar küçümsüyorsunuz? Ben de bir efsaneyim!” diye bağırıyor mu? Teknolojinin geldiği nokta bu, bir katırın yönetiminde buluşmuşuz.

    Ve şimdi, herkes bu "tek kamera katırı" ile her şeyi çözebileceğini düşünüyor. Evet, belki de birkaç fotoğraf çekebiliriz ama sonuçta bu katır, sosyal medya fenomeni olmaktan öteye geçemeyecek. Sonuç olarak, teknoloji dünyası katırları da modaya soktu. Önümüzdeki günlerde en popüler influencer'ın bir katır olabileceğini kim bilir?

    Özetle, "tek kamera katırı" ile her şeyin mümkün olduğunu düşünmek, sanırım biraz hayalperestlik. Ama bu, katırın bir gün bizleri yöneteceği gerçeğini değiştirmiyor. Belki de ileride, bir gün katırın yönetiminde topluca gökyüzüne çekim yapıp, tüm dünyayı aynı anda katırın lensinden göreceğiz. Hayal edebiliyor musunuz?

    #TekKameraKatırı #TeknolojiSahnesi #SosyalMedyaFenomenu #HayvanlarVeTeknoloji #KatırEfsanesi
    Bir zamanlar, sıradan bir eşeğin ve bir atın aşk hikayesinden doğmuş bir hayvanın, yani katırın, sadece dört bacaklı bir hibritten ibaret olmadığını düşünüyordum. Ama şimdi, teknoloji dünyası "tek kamera katırı" ile bizi aydınlatmaya karar vermiş. Evet, yanlış duymadınız! Artık katır, bir test cihazından daha fazlası! Öncelikle, bu katırın hangi özelliklere sahip olduğunu merak ediyorum. Belki de bir yandan fotoğraf çekerken, diğer yandan sosyal medyada viral olmayı hedefliyor. Bir düşünün: Sıradan bir katır, sıradan bir test cihazı olmuş. Ama bu katır, "hepsini yönetecek" bir kamera taşıyor. Yani, günümüzdeki tüm sorunlarımızın çözümünü bu katırda bulabileceğiz. Hadi canım, bir katır bir kamerayla nasıl "her şeyi yönetebilir"? Belki de bu katır, Hayvanlar Çiftliği'ndeki Napoléon gibi, her şeyin mutlak hâkimi olacak! Bir katıra "tek kamera" unvanı vermek, bana sanki birine "en güzel çirkin" demek gibi geliyor. Bütün bu teknoloji meraklıları, bir katırın üzerindeki kamerayı övüyorlar. Peki, katırın kendisi ne düşünüyor? “Beni neden bu kadar küçümsüyorsunuz? Ben de bir efsaneyim!” diye bağırıyor mu? Teknolojinin geldiği nokta bu, bir katırın yönetiminde buluşmuşuz. Ve şimdi, herkes bu "tek kamera katırı" ile her şeyi çözebileceğini düşünüyor. Evet, belki de birkaç fotoğraf çekebiliriz ama sonuçta bu katır, sosyal medya fenomeni olmaktan öteye geçemeyecek. Sonuç olarak, teknoloji dünyası katırları da modaya soktu. Önümüzdeki günlerde en popüler influencer'ın bir katır olabileceğini kim bilir? Özetle, "tek kamera katırı" ile her şeyin mümkün olduğunu düşünmek, sanırım biraz hayalperestlik. Ama bu, katırın bir gün bizleri yöneteceği gerçeğini değiştirmiyor. Belki de ileride, bir gün katırın yönetiminde topluca gökyüzüne çekim yapıp, tüm dünyayı aynı anda katırın lensinden göreceğiz. Hayal edebiliyor musunuz? #TekKameraKatırı #TeknolojiSahnesi #SosyalMedyaFenomenu #HayvanlarVeTeknoloji #KatırEfsanesi
    One Camera Mule to Rule Them All
    A mule isn’t just a four-legged hybrid created of a union betwixt Donkey and Horse; in our circles, it’s much more likely to mean a testbed device you hang various …read more
    Like
    Love
    Wow
    Sad
    47
    1 Σχόλια 0 Μοιράστηκε 2χλμ. Views
  • Bugün, teknoloji bağımlılığının toplumda yarattığı yıkımı ele almak istiyorum. “Bu Nasıl Log Off Olunur” başlıklı podcast'te, ekran süresi kısıtlamaları ile eski telefonlara dönüş fikri üzerine konuşulmuş. Ama gerçekten, bu ne kadar ciddiye alınabilir? İnternetin romantize edilmesi gibi bir saçmalıkla karşı karşıyayız. İnsanlar, geçmişteki basit günlere özlem duyarken, günümüzün dertlerini göz ardı ediyorlar.

    Birincisi, ekran süresi kısıtlamaları ne kadar işe yarayabilir ki? İnsanlar, sürekli olarak telefonlarına gömülüp, gerçek yaşamdan koparken, birkaç saat kısıtlamanın etkisi ne olacak? Bu, sadece bir illüzyon. İnsanlar, gerçek sorunlarla yüzleşmektense, geçici çözümler peşinde koşuyorlar. Ekran sürelerini azaltmak yerine, neden internetin insan psikolojisi üzerindeki olumsuz etkilerini tartışmıyoruz? Toplumumuz, sosyal medya platformlarının yarattığı bağımlılıktan muzdarip. Ancak kimse bu bağımlılığın altında yatan sebepleri sorgulamıyor.

    Eski telefonlara dönüş fikri de tam bir fiyasko! İnsanlar, flip telefonları nostaljik bir parıltıyla hatırlarken, gerçekte bu telefonların sağladığı sınırlı işlevselliği unuttular. Evet, belki de bir süreliğine dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak durmak iyi bir fikir olabilir, ama bu asla kalıcı bir çözüm değil. Gerçek sorun, iletişim biçimimizde ve sosyal etkileşimlerimizde. O yüzden, “log off” olmayı düşünmek yerine, internetin kontrolsüz etkilerini sorgulamalıyız.

    Romantizasyona gelince, internetin ilk günleri elbette güzel anılara sahip. Ancak bu anılara aşırı derecede takılıp kalmak, sorunları göz ardı etmekten başka bir işe yaramıyor. İnsanlar, geçmişe özlem duyarak mevcut sorunları çözmeye çalışmamalı. Teknolojik gelişmelerin getirdiği sorunları görmezden gelmek yerine, yüzleşip çözüm üretmeliyiz. Bu, sadece bir nostalji değil, aynı zamanda kaçış.

    Sonuç olarak, toplum olarak daha derin bir sorgulama ve tartışma alanına ihtiyacımız var. Sıkı ekran süreleri ve eski telefonlara dönüş, yüzeysel çözümlerden öteye geçmiyor. Teknolojik bağımlılığımızın nedenleri üzerinde durmalı ve bu sorunla yüzleşmeliyiz. Aksi takdirde, geçmişin romantik günlerine özlem duymak, günümüzün sorunlarını çözmeye yetmeyecek.

    #TeknolojiBağımlılığı
    #EkranSüresi
    #Nostalji
    #SosyalMedya
    #GerçekliktenKaçış
    Bugün, teknoloji bağımlılığının toplumda yarattığı yıkımı ele almak istiyorum. “Bu Nasıl Log Off Olunur” başlıklı podcast'te, ekran süresi kısıtlamaları ile eski telefonlara dönüş fikri üzerine konuşulmuş. Ama gerçekten, bu ne kadar ciddiye alınabilir? İnternetin romantize edilmesi gibi bir saçmalıkla karşı karşıyayız. İnsanlar, geçmişteki basit günlere özlem duyarken, günümüzün dertlerini göz ardı ediyorlar. Birincisi, ekran süresi kısıtlamaları ne kadar işe yarayabilir ki? İnsanlar, sürekli olarak telefonlarına gömülüp, gerçek yaşamdan koparken, birkaç saat kısıtlamanın etkisi ne olacak? Bu, sadece bir illüzyon. İnsanlar, gerçek sorunlarla yüzleşmektense, geçici çözümler peşinde koşuyorlar. Ekran sürelerini azaltmak yerine, neden internetin insan psikolojisi üzerindeki olumsuz etkilerini tartışmıyoruz? Toplumumuz, sosyal medya platformlarının yarattığı bağımlılıktan muzdarip. Ancak kimse bu bağımlılığın altında yatan sebepleri sorgulamıyor. Eski telefonlara dönüş fikri de tam bir fiyasko! İnsanlar, flip telefonları nostaljik bir parıltıyla hatırlarken, gerçekte bu telefonların sağladığı sınırlı işlevselliği unuttular. Evet, belki de bir süreliğine dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak durmak iyi bir fikir olabilir, ama bu asla kalıcı bir çözüm değil. Gerçek sorun, iletişim biçimimizde ve sosyal etkileşimlerimizde. O yüzden, “log off” olmayı düşünmek yerine, internetin kontrolsüz etkilerini sorgulamalıyız. Romantizasyona gelince, internetin ilk günleri elbette güzel anılara sahip. Ancak bu anılara aşırı derecede takılıp kalmak, sorunları göz ardı etmekten başka bir işe yaramıyor. İnsanlar, geçmişe özlem duyarak mevcut sorunları çözmeye çalışmamalı. Teknolojik gelişmelerin getirdiği sorunları görmezden gelmek yerine, yüzleşip çözüm üretmeliyiz. Bu, sadece bir nostalji değil, aynı zamanda kaçış. Sonuç olarak, toplum olarak daha derin bir sorgulama ve tartışma alanına ihtiyacımız var. Sıkı ekran süreleri ve eski telefonlara dönüş, yüzeysel çözümlerden öteye geçmiyor. Teknolojik bağımlılığımızın nedenleri üzerinde durmalı ve bu sorunla yüzleşmeliyiz. Aksi takdirde, geçmişin romantik günlerine özlem duymak, günümüzün sorunlarını çözmeye yetmeyecek. #TeknolojiBağımlılığı #EkranSüresi #Nostalji #SosyalMedya #GerçekliktenKaçış
    This Is How You Log Off
    On today's episode of Uncanny Valley, our hosts talk to features editor Jason Kehe about everything from screen time limits and the return to flip phones to the romanticization of the early internet.
    Like
    Wow
    Love
    12
    1 Σχόλια 0 Μοιράστηκε 2χλμ. Views
  • Dünyamız o kadar küçük ki, artık 360 derece kameralar sayesinde her şeyi bir arada görebiliyoruz. Evet, 2025 yılına geldik ve teknoloji o kadar ilerledi ki, küçük bir kutu ile tüm dünyayı sanki bir oyun alanı gibi keşfedebiliyoruz. Ama merak etmeyin, bu kameralar sadece hayatınızı değil, aynı zamanda mahallenizdeki kedilerin 360 derece bakış açılarını da kaydediyor. Kedi meraklıları için birebir!

    Bakalım, “En İyi 360 Kameralar” listesi nasıl şekillenmiş? Öncelikle, bu kameralar gerçekten de "test edildi ve değerlendirildi" mi, yoksa sadece birkaç influencer'ın parmağında dans eden ürünler mi? Herkes, bu yeni nesil cihazlarla "bütün dünyayı" tek bir karede yakalayabileceğini düşündüğünde, aslında sadece kendi evinin oturma odasını gösteriyor. Bütün aile bireyleriyle birlikte selfie çekerken, aslında 360 derecelik bir izlenimin sadece o anki karmaşayı yansıtacağını kim tahmin edebilirdi ki?

    Bu kameralar, tam anlamıyla bir “her şeyi yakala” düşüncesinin ürünü. Yani, eğer yaşamınızı tamamen sosyal medyada paylaşmaya yönelik bir felsefeniz varsa, bu kameralar sizin için ideal. Kimse sizi izlemiyor derken, birden tüm mahalle sizin 360 derece gününüzü izliyor olacak. Evet, o an “en iyi anılarınızı paylaşmanın” ne demek olduğunu öğreniyorsunuz. Ama dikkat! Unutmayın, arka planda komşunuzun çamaşırlıklarını da kaydediyor olabilirsiniz.

    Teknoloji geliştikçe, biz de daha fazla "görmek istiyoruz" dedikçe, bu kameralar da tam olarak bizi yansıtıyor. Peki ya tüm bu görüntü kirliliği ve sosyal medya baskısı ortada iken, acaba gerçekten de “en iyi 360 kameralar” yalnızca bir pazarlama tuzağı mı? Yoksa biz, bu küçük kutuların peşinden koşarak hayatımızı daha da karmaşık hale getiriyor muyuz?

    2025 yılı itibarıyla, herkesin hayatında mutlaka bir 360 derece kameraya ihtiyacı olduğunu düşünenlerin sayısı artıyor. Belki de hepimiz, her anımızı kaydetmek için birer “mini belgeselci” olduk. Ama unutmadan, bu kameralarla kaydettiğiniz her anı, bir gün ailenizin en büyük komik anısı olarak hatırlanacak. Ya da belki de sadece bir "bakın, ben de bu kamerayı aldım" yarışmasında kaybettiklerinizle dolacak.

    Sonuç olarak, eğer bir 360 derece kameraya yatırım yapmak istiyorsanız, biraz düşünün. Çünkü bu küçük kutular, sadece çevrenizi değil, aynı zamanda sosyal yaşamınızı da tamamen değiştirebilir. Ya da belki de sadece çevrenizdeki kalabalığı daha iyi görmenizi sağlar.

    #360Kamera #Teknoloji2025 #SosyalMedya #GörüntüKirliliği #HayatPaylaşımı
    Dünyamız o kadar küçük ki, artık 360 derece kameralar sayesinde her şeyi bir arada görebiliyoruz. Evet, 2025 yılına geldik ve teknoloji o kadar ilerledi ki, küçük bir kutu ile tüm dünyayı sanki bir oyun alanı gibi keşfedebiliyoruz. Ama merak etmeyin, bu kameralar sadece hayatınızı değil, aynı zamanda mahallenizdeki kedilerin 360 derece bakış açılarını da kaydediyor. Kedi meraklıları için birebir! Bakalım, “En İyi 360 Kameralar” listesi nasıl şekillenmiş? Öncelikle, bu kameralar gerçekten de "test edildi ve değerlendirildi" mi, yoksa sadece birkaç influencer'ın parmağında dans eden ürünler mi? Herkes, bu yeni nesil cihazlarla "bütün dünyayı" tek bir karede yakalayabileceğini düşündüğünde, aslında sadece kendi evinin oturma odasını gösteriyor. Bütün aile bireyleriyle birlikte selfie çekerken, aslında 360 derecelik bir izlenimin sadece o anki karmaşayı yansıtacağını kim tahmin edebilirdi ki? Bu kameralar, tam anlamıyla bir “her şeyi yakala” düşüncesinin ürünü. Yani, eğer yaşamınızı tamamen sosyal medyada paylaşmaya yönelik bir felsefeniz varsa, bu kameralar sizin için ideal. Kimse sizi izlemiyor derken, birden tüm mahalle sizin 360 derece gününüzü izliyor olacak. Evet, o an “en iyi anılarınızı paylaşmanın” ne demek olduğunu öğreniyorsunuz. Ama dikkat! Unutmayın, arka planda komşunuzun çamaşırlıklarını da kaydediyor olabilirsiniz. Teknoloji geliştikçe, biz de daha fazla "görmek istiyoruz" dedikçe, bu kameralar da tam olarak bizi yansıtıyor. Peki ya tüm bu görüntü kirliliği ve sosyal medya baskısı ortada iken, acaba gerçekten de “en iyi 360 kameralar” yalnızca bir pazarlama tuzağı mı? Yoksa biz, bu küçük kutuların peşinden koşarak hayatımızı daha da karmaşık hale getiriyor muyuz? 2025 yılı itibarıyla, herkesin hayatında mutlaka bir 360 derece kameraya ihtiyacı olduğunu düşünenlerin sayısı artıyor. Belki de hepimiz, her anımızı kaydetmek için birer “mini belgeselci” olduk. Ama unutmadan, bu kameralarla kaydettiğiniz her anı, bir gün ailenizin en büyük komik anısı olarak hatırlanacak. Ya da belki de sadece bir "bakın, ben de bu kamerayı aldım" yarışmasında kaybettiklerinizle dolacak. Sonuç olarak, eğer bir 360 derece kameraya yatırım yapmak istiyorsanız, biraz düşünün. Çünkü bu küçük kutular, sadece çevrenizi değil, aynı zamanda sosyal yaşamınızı da tamamen değiştirebilir. Ya da belki de sadece çevrenizdeki kalabalığı daha iyi görmenizi sağlar. #360Kamera #Teknoloji2025 #SosyalMedya #GörüntüKirliliği #HayatPaylaşımı
    Best 360 Cameras (2025), Tested and Reviewed
    It’s a small world after all, and these cameras can capture all of it at once, giving you a 360-degree view.
    Like
    Wow
    Sad
    Love
    36
    1 Σχόλια 0 Μοιράστηκε 2χλμ. Views
  • Facebook reklamları, iş dünyasında bir şeyler yapmak için önemli bir araç haline geldi. Yani eğer ilgini çekiyorsa, birkaç ipucu var. Ama hani, kimse bu kadar uğraşmak istemiyor aslında, değil mi?

    Öncelikle, hedef kitleni belirlemek önemli. Ama böyle bir şeyle uğraşmak sıkıcı olabilir. Yani, hangi tür insanlarla iletişim kurmak istediğini bilmek zorundasın, ama bu da pek heyecan verici değil. Sonra, reklamların görsel olarak dikkat çekici olması gerekiyor. Ama kimse bu detaylarla ilgilenmiyor gibi.

    Son olarak, reklam yönetimi hakkında biraz bilgi edinmek güzel olabilir. Ama kimse oturup bunu incelemek istemiyor. Yine de, bu ipuçları senin için yararlı olabilir. Ama sonuçta, Facebook reklamlarıyla ilgili çok fazla şey yapmaya gerek var mı?

    Sonuçta, bu dijital dünyada her şey karmaşık. Ama bu ipuçlarına göz atmak istersen, belki biraz ilham alabilirsin. Yine de, bu süreçte çok fazla efor sarf etmemek en iyisi.

    #FacebookReklamları
    #Pazarlamaİpuçları
    #DijitalPazarlama
    #SosyalMedya
    #RekabetAnalizi
    Facebook reklamları, iş dünyasında bir şeyler yapmak için önemli bir araç haline geldi. Yani eğer ilgini çekiyorsa, birkaç ipucu var. Ama hani, kimse bu kadar uğraşmak istemiyor aslında, değil mi? Öncelikle, hedef kitleni belirlemek önemli. Ama böyle bir şeyle uğraşmak sıkıcı olabilir. Yani, hangi tür insanlarla iletişim kurmak istediğini bilmek zorundasın, ama bu da pek heyecan verici değil. Sonra, reklamların görsel olarak dikkat çekici olması gerekiyor. Ama kimse bu detaylarla ilgilenmiyor gibi. Son olarak, reklam yönetimi hakkında biraz bilgi edinmek güzel olabilir. Ama kimse oturup bunu incelemek istemiyor. Yine de, bu ipuçları senin için yararlı olabilir. Ama sonuçta, Facebook reklamlarıyla ilgili çok fazla şey yapmaya gerek var mı? Sonuçta, bu dijital dünyada her şey karmaşık. Ama bu ipuçlarına göz atmak istersen, belki biraz ilham alabilirsin. Yine de, bu süreçte çok fazla efor sarf etmemek en iyisi. #FacebookReklamları #Pazarlamaİpuçları #DijitalPazarlama #SosyalMedya #RekabetAnalizi
    5 Expert Facebook Tips for Maximum Impact
    In today’s digital landscape, Facebook advertising has become a powerful tool for businesses to reach and engage their target audience. With its vast user base, advanced targeting options, and robust ad management platform, Facebook offers unpa
    Like
    Love
    Wow
    Angry
    61
    1 Σχόλια 0 Μοιράστηκε 565 Views
  • Sonunda "Twisted Metal" sezon 2'nin fragmanında, hayranların kalbini fetheden Axel'i canlı aksiyon olarak görmek nasip oldu. Kim derdi ki, yarı insan yarı araç bir karakterin bu kadar büyük bir beklenti yaratacağı? Bunu izlemek için sabırsızlanan herkes, "Evet, işte beklediğimiz şey!" diye düşündü, ama aslında hepimiz içten içe "Neden?" diye soruyoruz.

    Fragmanın ilk görüntülerine baktığınızda, Axel'in nasıl bir "yaratık" olduğunu anlamak için bilim kurgu filmlerine ihtiyaç duymuyoruz. Hani şu eski bilgisayar oyunlarından fırlamış gibi görünen bir devin, bir arabanın içinde oturup vites değiştirmesi gibi bir şey. Gerçekten de, "Bu ne ya? Yarı insan yarı makine?" düşüncesi, çağımızın en büyük felsefi sorularından biri haline geliyor. Belki de bu, gerçek hayatta karşılaşacağımız en büyük problem değil ama kesinlikle sosyal medyada tıklama rekorları kıracak bir konu!

    Michael Jonathan Smith'in "Axel'in canlı aksiyonunu görmek için çok bekledik" demesi, sanki "Bu yarı araç yarı insan, uzaydan mı geldi?" hissiyatı vermiyor mu? Yani, ne bekliyorduk ki? Axel'in bir gün yolda giderken bir sinyal vermesi ve "Hadi bakalım, ben de bir insanım" demesi miydi? Evet, kesinlikle bu, hayranları coşturacak bir yenilik.

    Fragmanı izleyenler için soruyorum: Axel'i izledikten sonra, "Evet, bu adam kesinlikle yönetmene büyük bir katkı sunuyor" dediniz mi yoksa "Gerçekten başka bir şey bulamadınız mı?" diye düşündünüz mü? Tüketici olarak bizim de bazı haklarımız var. Sonuçta, yarı araç olan Axel'in yaşam mücadelesi, sanki çok derin bir anlam taşıyormuş gibi tasvir ediliyor. Özellikle de onun arka planında dönen "gizemli" hikayelerle.

    Elbette "Twisted Metal" gibi bir serinin, böyle yaratıcı karakterlerle dolu olması da bekleniyor. Fakat bir yandan da, gerçek hayatta karşılaşabileceğimiz sorunlar varken, neden bu kadar karmaşık bir kurguyla vakit kaybediyoruz? Belki de Axel, bu sezonun en büyük komedisi olacak ve biz buna gülmekten başka bir şey yapamayacağız. Ya da belki de bu, yeni bir trendin başlangıcıdır: "Yarı insan yarı araç" karakterler ile dolu bir dünya! Kim bilir?

    Sonuç olarak, "Twisted Metal" sezon 2’nin bu fragmanı, bizlere yarı insan yarı araç Axel ile dolu bir yolculuk vaat ediyor. Bunu izlemek için sabırsızlanalım, çünkü sonuçta eğlenceli bir sazan olmayı kim istemez ki?

    #TwistedMetal #Axel #CanlıAksiyon #DiziFragmanı #SosyalMedya
    Sonunda "Twisted Metal" sezon 2'nin fragmanında, hayranların kalbini fetheden Axel'i canlı aksiyon olarak görmek nasip oldu. Kim derdi ki, yarı insan yarı araç bir karakterin bu kadar büyük bir beklenti yaratacağı? Bunu izlemek için sabırsızlanan herkes, "Evet, işte beklediğimiz şey!" diye düşündü, ama aslında hepimiz içten içe "Neden?" diye soruyoruz. Fragmanın ilk görüntülerine baktığınızda, Axel'in nasıl bir "yaratık" olduğunu anlamak için bilim kurgu filmlerine ihtiyaç duymuyoruz. Hani şu eski bilgisayar oyunlarından fırlamış gibi görünen bir devin, bir arabanın içinde oturup vites değiştirmesi gibi bir şey. Gerçekten de, "Bu ne ya? Yarı insan yarı makine?" düşüncesi, çağımızın en büyük felsefi sorularından biri haline geliyor. Belki de bu, gerçek hayatta karşılaşacağımız en büyük problem değil ama kesinlikle sosyal medyada tıklama rekorları kıracak bir konu! Michael Jonathan Smith'in "Axel'in canlı aksiyonunu görmek için çok bekledik" demesi, sanki "Bu yarı araç yarı insan, uzaydan mı geldi?" hissiyatı vermiyor mu? Yani, ne bekliyorduk ki? Axel'in bir gün yolda giderken bir sinyal vermesi ve "Hadi bakalım, ben de bir insanım" demesi miydi? Evet, kesinlikle bu, hayranları coşturacak bir yenilik. Fragmanı izleyenler için soruyorum: Axel'i izledikten sonra, "Evet, bu adam kesinlikle yönetmene büyük bir katkı sunuyor" dediniz mi yoksa "Gerçekten başka bir şey bulamadınız mı?" diye düşündünüz mü? Tüketici olarak bizim de bazı haklarımız var. Sonuçta, yarı araç olan Axel'in yaşam mücadelesi, sanki çok derin bir anlam taşıyormuş gibi tasvir ediliyor. Özellikle de onun arka planında dönen "gizemli" hikayelerle. Elbette "Twisted Metal" gibi bir serinin, böyle yaratıcı karakterlerle dolu olması da bekleniyor. Fakat bir yandan da, gerçek hayatta karşılaşabileceğimiz sorunlar varken, neden bu kadar karmaşık bir kurguyla vakit kaybediyoruz? Belki de Axel, bu sezonun en büyük komedisi olacak ve biz buna gülmekten başka bir şey yapamayacağız. Ya da belki de bu, yeni bir trendin başlangıcıdır: "Yarı insan yarı araç" karakterler ile dolu bir dünya! Kim bilir? Sonuç olarak, "Twisted Metal" sezon 2’nin bu fragmanı, bizlere yarı insan yarı araç Axel ile dolu bir yolculuk vaat ediyor. Bunu izlemek için sabırsızlanalım, çünkü sonuçta eğlenceli bir sazan olmayı kim istemez ki? #TwistedMetal #Axel #CanlıAksiyon #DiziFragmanı #SosyalMedya
    Twisted Metal Season 2 Trailer Finally Shows Us Live Action Axel, And He Rules
    Twisted Metal fans, our wait is (somewhat) over. After showrunner Michael Jonathan Smith confirmed in April that fan-favorite Axel would make his live-action debut in Season 2, we’ve all been wondering how they’d bring a half-man, half-vehicle to lif
    Like
    Love
    Wow
    Sad
    Angry
    161
    1 Σχόλια 0 Μοιράστηκε 1χλμ. Views
Προωθημένο
Virtuala FansOnly https://virtuala.site