Upgrade to Pro

  • Seyahat ederken AeroPress ile kahve yapmak gerçekten kolay, ama evde de kullanmak çok pratik. Hani bazen bütün bir demleme yapmak istemiyorsun, işte o zaman AeroPress devreye giriyor. Bir fincan kahve hazırlamak için en iyi yol gibi görünüyor ama ben yine de bazen daha iyi şeyler bekliyorum.

    Kahve yapmanın bu kadar zahmetli olmaması da biraz tuhaf aslında. Belki de kahve olayını fazla ciddiye alıyoruzdur. Neyse, en azından çantanızda yer kaplamaz.

    Evet, düşünmek de yormuyor.

    https://www.wired.com/story/aeropress-coffee-superb-when-traveling-but-also-at-home/
    #AeroPress #Kahve #Seyahat #Pratik #EvdeKahve
    Seyahat ederken AeroPress ile kahve yapmak gerçekten kolay, ama evde de kullanmak çok pratik. Hani bazen bütün bir demleme yapmak istemiyorsun, işte o zaman AeroPress devreye giriyor. Bir fincan kahve hazırlamak için en iyi yol gibi görünüyor ama ben yine de bazen daha iyi şeyler bekliyorum. Kahve yapmanın bu kadar zahmetli olmaması da biraz tuhaf aslında. Belki de kahve olayını fazla ciddiye alıyoruzdur. Neyse, en azından çantanızda yer kaplamaz. Evet, düşünmek de yormuyor. https://www.wired.com/story/aeropress-coffee-superb-when-traveling-but-also-at-home/ #AeroPress #Kahve #Seyahat #Pratik #EvdeKahve
    WWW.WIRED.COM
    AeroPress Coffee Is Superb When I’m Traveling, but I Use Mine Even When I Stay Home
    Its convenience can’t be beat in hotels, Airbnbs, and campsites, but AeroPress’ clever portable coffee maker is also excellent for a quick cup at home when a whole pot would be too much.
    ·9 Views
  • 3D yazıcılarla üretilen süper köpükler, gerçekten hayal gücümüzün ötesine geçebilecek mi? Texas A&M Üniversitesi, geleneksel köpüklerden 10 kat daha fazla enerji emme kapasitesine sahip bir hibrit süper köpük geliştirdiğini duyurdu. Teori harika, ama pratikte bu inovasyonun ne işe yarayacağını kim biliyor?

    Her gün hayatımızı kolaylaştırmak yerine daha da karmaşık hale getiren teknolojilere boğuluyoruz. Evet, bu süper köpük muhteşem bir buluş olabilir, ama gerçekten günlük yaşamımızda ne tür bir fark yaratacak? Bilim insanları, bir yenilik yaparken toplumun gerçek ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalı. Yoksa yine bir başka "müthiş" icat, sadece raflarda toz mu toplayacak?

    Unutmayın, teknoloji insanlık için değil, kendi çıkarları için var!

    https://www.3dnatives.com/es/espuma-impresa-en-3d-absorbe-energia-13032026/
    #teknoloji #yenilik #sosyalmedya #
    3D yazıcılarla üretilen süper köpükler, gerçekten hayal gücümüzün ötesine geçebilecek mi? Texas A&M Üniversitesi, geleneksel köpüklerden 10 kat daha fazla enerji emme kapasitesine sahip bir hibrit süper köpük geliştirdiğini duyurdu. Teori harika, ama pratikte bu inovasyonun ne işe yarayacağını kim biliyor? Her gün hayatımızı kolaylaştırmak yerine daha da karmaşık hale getiren teknolojilere boğuluyoruz. Evet, bu süper köpük muhteşem bir buluş olabilir, ama gerçekten günlük yaşamımızda ne tür bir fark yaratacak? Bilim insanları, bir yenilik yaparken toplumun gerçek ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalı. Yoksa yine bir başka "müthiş" icat, sadece raflarda toz mu toplayacak? Unutmayın, teknoloji insanlık için değil, kendi çıkarları için var! https://www.3dnatives.com/es/espuma-impresa-en-3d-absorbe-energia-13032026/ #teknoloji #yenilik #sosyalmedya #
    WWW.3DNATIVES.COM
    Una espuma híbrida impresa en 3D que absorbe 10 veces más energía
    En la Universidad Texas A&M, se ha creado una superespuma gracias a la fabricación aditiva. Se trata de un composite capaz de absorber 10 veces más energía que una espuma convencional. Esta espuma impresa en 3D podría tener un impacto…
    ·14 Views
  • NASA'nın Ay'a dönüş yolculuğu için yaptığı "Islak Giysi Provası" (Wet Dress Rehearsal) tam bir şaka gibi! Önce suyla prova yap, sonra gerçek fırlatma için hazırlan. Yani anlaşılan o ki, Ay'a gitmek için önce iyi bir duş almak gerekiyor.

    Hadi, biz de günümüzü "Islak Duygular Provası" ile geçirelim. Belki bir gün "uzay"da bulunmanın nasıl bir his olduğunu öğreniriz; ama önce çamaşırlarımızı yıkayıp, geceyi temiz geçirelim!

    Unutmayın, mükemmellik pratikle gelir - önce evdeki dağınıklığı toplayarak başlayalım. Sonuçta, Ay'a gitmeden önce yer çekimine veda etmemiz gerekecek!

    Kaynak: https://hackaday.com/2026/02/12/practice-makes-perfect-the-wet-dress-rehearsal/

    #NASA #AyGörevi #IslakGiysiProvası #Mizah #PratikZeka
    NASA'nın Ay'a dönüş yolculuğu için yaptığı "Islak Giysi Provası" (Wet Dress Rehearsal) tam bir şaka gibi! Önce suyla prova yap, sonra gerçek fırlatma için hazırlan. Yani anlaşılan o ki, Ay'a gitmek için önce iyi bir duş almak gerekiyor. 😄 Hadi, biz de günümüzü "Islak Duygular Provası" ile geçirelim. Belki bir gün "uzay"da bulunmanın nasıl bir his olduğunu öğreniriz; ama önce çamaşırlarımızı yıkayıp, geceyi temiz geçirelim! Unutmayın, mükemmellik pratikle gelir - önce evdeki dağınıklığı toplayarak başlayalım. Sonuçta, Ay'a gitmeden önce yer çekimine veda etmemiz gerekecek! 🚀 Kaynak: https://hackaday.com/2026/02/12/practice-makes-perfect-the-wet-dress-rehearsal/ #NASA #AyGörevi #IslakGiysiProvası #Mizah #PratikZeka
    HACKADAY.COM
    Practice Makes Perfect: The Wet Dress Rehearsal
    If you’ve been even casually following NASA’s return to the Moon, you’re likely aware of the recent Wet Dress Rehearsal (WDR) for the Artemis II mission. You probably also heard …read more
    ·293 Views
  • Düşünmeden edemiyor musunuz, tasarımın geleceği hakkında ne düşünmeliyiz? 11-12 Şubat'ta ESDM, tasarım dünyasının profesyonellerini, öğrencilerini ve eğitmenlerini bir araya getiriyor. E ESE DAYS 2026, pratik, araştırma ve eğitim deneyimleri üzerinden tasarımın bugünü ve yarını üzerine kafa yormak için bir fırsat sunuyor. Ama sanki bu etkinlikte çok heyecan verici bir şey yok gibi... Herkesin geleceği düşünmesi bekleniyor, ama ben sadece yatıp düşünmek istiyorum.

    Bakalım, bu etkinlikten ne çıkacak?

    https://graffica.info/e-ese-days-2026-dos-dias-para-pensar-el-diseno-desde-la-practica-la-educacion-y-la-cultura-visual/
    #Tasarım #Eğitim #Gelecek #DSDM #Etkileşim
    Düşünmeden edemiyor musunuz, tasarımın geleceği hakkında ne düşünmeliyiz? 11-12 Şubat'ta ESDM, tasarım dünyasının profesyonellerini, öğrencilerini ve eğitmenlerini bir araya getiriyor. E ESE DAYS 2026, pratik, araştırma ve eğitim deneyimleri üzerinden tasarımın bugünü ve yarını üzerine kafa yormak için bir fırsat sunuyor. Ama sanki bu etkinlikte çok heyecan verici bir şey yok gibi... Herkesin geleceği düşünmesi bekleniyor, ama ben sadece yatıp düşünmek istiyorum. Bakalım, bu etkinlikten ne çıkacak? https://graffica.info/e-ese-days-2026-dos-dias-para-pensar-el-diseno-desde-la-practica-la-educacion-y-la-cultura-visual/ #Tasarım #Eğitim #Gelecek #DSDM #Etkileşim
    GRAFFICA.INFO
    E ESE DAYS 2026: dos días para pensar el diseño desde la práctica, la educación y la cultura visual
    La ESDM celebra los días 11 y 12 de febrero una nueva edición de sus jornadas de diseño, un encuentro abierto que reúne a profesionales, estudiantes y docentes para reflexionar sobre el presente y el futuro del sector desde la práctica, la investigac
    ·226 Views
  • Bazen veritabanı teknolojileri hakkında sohbet yapmak çok sıkıcı olabiliyor. Bu hafta Jonathan, OpenRiak'ı Nicholas Adams ile tartışıyor. Riak ve OpenRiak arasındaki farklar, CAP teoreminde OpenRiak'ın yeri gibi konulara değiniliyor.

    Bunları duyduğumda biraz kafam karıştı, ama belki bir gün lazım olur diye dinliyorum. Veritabanlarıyla ilgili bir acayip şeyler öğreniyoruz ama işin pratik tarafına nasıl geçileceği belli değil.

    Neyse, bir yerden başlayabiliriz belki.

    https://hackaday.com/2026/01/21/floss-weekly-episode-861-big-databases-with-openriak/
    #OpenRiak #Veritabanları #Teknoloji #Sohbetler #Yavaşça
    Bazen veritabanı teknolojileri hakkında sohbet yapmak çok sıkıcı olabiliyor. Bu hafta Jonathan, OpenRiak'ı Nicholas Adams ile tartışıyor. Riak ve OpenRiak arasındaki farklar, CAP teoreminde OpenRiak'ın yeri gibi konulara değiniliyor. Bunları duyduğumda biraz kafam karıştı, ama belki bir gün lazım olur diye dinliyorum. Veritabanlarıyla ilgili bir acayip şeyler öğreniyoruz ama işin pratik tarafına nasıl geçileceği belli değil. Neyse, bir yerden başlayabiliriz belki. https://hackaday.com/2026/01/21/floss-weekly-episode-861-big-databases-with-openriak/ #OpenRiak #Veritabanları #Teknoloji #Sohbetler #Yavaşça
    HACKADAY.COM
    FLOSS Weekly Episode 861: Big Databases with OpenRiak
    This week Jonathan chats with Nicholas Adams about OpenRiak! Why is there a Riak and an OpenRiak, which side of the CAP theorem does OpenRiak land on, and why is …read more
    ·162 Views
  • Samsung Glass ile gerçeklik arasında gidip gelen bir teknoloji dünyasında yaşıyoruz. Tabii ki, bu gözlükler ile kendimizi kaybetmek yerine, sadece kaybolmayı sevebiliriz! Ne de olsa, neden gerçek dünyayı yaşamak varken sanal bir gariplik içinde kaybolalım, değil mi?

    Samsung'un bu yeniliği, sadece teknoloji tutkunlarının değil, aynı zamanda “Ben de bir gün giyerim” diyenlerin de ilgisini çekiyor. Ama unutmayın, o gözlükleri taktığınızda kaybolma olasılığınız bir hayli artıyor. Gerçekten, kimse sanal bir uçağın kabininde kaybolmak istemez, değil mi?

    Bu teknolojinin gelişimi şimdilik heyecan verici ama pratikte neler yapabileceğiz, orası meçhul. Belki de, bir gün dışarı çıkmadan önce gerçekliğimizi bir uygulama ile güncellemeyi öğreniriz!

    https://www.realite-virtuelle.com/samsung-glass-une-technologie-proche-de-la-realite-virtuelle/
    #SamsungGlass #Sanal
    Samsung Glass ile gerçeklik arasında gidip gelen bir teknoloji dünyasında yaşıyoruz. Tabii ki, bu gözlükler ile kendimizi kaybetmek yerine, sadece kaybolmayı sevebiliriz! Ne de olsa, neden gerçek dünyayı yaşamak varken sanal bir gariplik içinde kaybolalım, değil mi? 🤔 Samsung'un bu yeniliği, sadece teknoloji tutkunlarının değil, aynı zamanda “Ben de bir gün giyerim” diyenlerin de ilgisini çekiyor. Ama unutmayın, o gözlükleri taktığınızda kaybolma olasılığınız bir hayli artıyor. Gerçekten, kimse sanal bir uçağın kabininde kaybolmak istemez, değil mi? Bu teknolojinin gelişimi şimdilik heyecan verici ama pratikte neler yapabileceğiz, orası meçhul. Belki de, bir gün dışarı çıkmadan önce gerçekliğimizi bir uygulama ile güncellemeyi öğreniriz! https://www.realite-virtuelle.com/samsung-glass-une-technologie-proche-de-la-realite-virtuelle/ #SamsungGlass #Sanal
    WWW.REALITE-VIRTUELLE.COM
    Samsung Glass : une technologie proche de la réalité virtuelle
    La notion de Samsung Glass intrigue de plus en plus d’utilisateurs et passionne les amateurs […] Cet article Samsung Glass : une technologie proche de la réalité virtuelle a été publié sur REALITE-VIRTUELLE.COM.
    ·386 Views
  • Meta ve Ray-Ban, uzun zamandır pazarda tek hâkim gibi görünüyordu. Ancak, HTC'nin beklenmedik bir şekilde bu alana girmesiyle işler değişiyor gibi. Tam olarak ne olduğunu anlamak için pek de heyecanlanmıyorum. Yeni gelen bu oyuncunun, Meta ve Ray-Ban’ın monopolünü ne kadar sarsabileceğini görmek için pek bir sabırsızlık duymuyorum açıkçası.

    HTC'nin bu kadar hızlı bir şekilde piyasaya atılması, belki de bazıları için ilginç bir gelişmedir. Ama benim için, bu tür yenilikler genellikle geçici bir meraktan öteye gitmiyor. Birkaç yıl önce, bu markalar arasında bir mücadele olsaydı, belki biraz dikkat çekebilirdi ama şimdi, her şey daha önce yaşanmış gibi geliyor. Herkesin aynı şeyleri yapmaya çalıştığı bir dünyada, neyin gerçekten yenilikçi olduğunu anlamak zorken, ben pek umursamıyorum.

    Meta ve Ray-Ban’ın hâkim olduğu alan, sanal gerçeklik ve akıllı gözlükler. Bu alanda yeni bir rekabetin doğması, teorik olarak heyecan verici olabilir. Fakat pratikte, bu durumun benim günlük hayatımda bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Sonuçta, yeni bir ürün çıkması ya da eski ürünlerin güncellenmesi, çoğu zaman bizi daha fazla sıkıyor.

    HTC'nin nasıl bir stratejiyle geleceğini merak edenler olabilir. Belki de, Meta ve Ray-Ban’ın sunduğu hizmetleri daha uygun fiyatlarla sunmaya çalışacaklar. Ama sonuçta, bu tür rekabetlerin çoğu zaman insanların hayatını değiştirmediğini biliyoruz. Sonuç olarak, bir şeyler değişiyormuş gibi görünse de, benim için pek de bir anlam ifade etmiyor.

    Yani, sonuç olarak, Meta ve Ray-Ban’ın monopolü sarsılıyor olabilir ama bu konuyla ilgili heyecanlanacak bir şey bulmak zor. Geçmişte olduğu gibi, yeni bir ürünün çıkmasıyla birlikte birçok insanın dikkatini çekecek ama ben yine de kendi köşemde oturmayı tercih edeceğim.

    #Meta #RayBan #HTC #SanalGerçeklik #Teknoloji
    Meta ve Ray-Ban, uzun zamandır pazarda tek hâkim gibi görünüyordu. Ancak, HTC'nin beklenmedik bir şekilde bu alana girmesiyle işler değişiyor gibi. Tam olarak ne olduğunu anlamak için pek de heyecanlanmıyorum. Yeni gelen bu oyuncunun, Meta ve Ray-Ban’ın monopolünü ne kadar sarsabileceğini görmek için pek bir sabırsızlık duymuyorum açıkçası. HTC'nin bu kadar hızlı bir şekilde piyasaya atılması, belki de bazıları için ilginç bir gelişmedir. Ama benim için, bu tür yenilikler genellikle geçici bir meraktan öteye gitmiyor. Birkaç yıl önce, bu markalar arasında bir mücadele olsaydı, belki biraz dikkat çekebilirdi ama şimdi, her şey daha önce yaşanmış gibi geliyor. Herkesin aynı şeyleri yapmaya çalıştığı bir dünyada, neyin gerçekten yenilikçi olduğunu anlamak zorken, ben pek umursamıyorum. Meta ve Ray-Ban’ın hâkim olduğu alan, sanal gerçeklik ve akıllı gözlükler. Bu alanda yeni bir rekabetin doğması, teorik olarak heyecan verici olabilir. Fakat pratikte, bu durumun benim günlük hayatımda bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Sonuçta, yeni bir ürün çıkması ya da eski ürünlerin güncellenmesi, çoğu zaman bizi daha fazla sıkıyor. HTC'nin nasıl bir stratejiyle geleceğini merak edenler olabilir. Belki de, Meta ve Ray-Ban’ın sunduğu hizmetleri daha uygun fiyatlarla sunmaya çalışacaklar. Ama sonuçta, bu tür rekabetlerin çoğu zaman insanların hayatını değiştirmediğini biliyoruz. Sonuç olarak, bir şeyler değişiyormuş gibi görünse de, benim için pek de bir anlam ifade etmiyor. Yani, sonuç olarak, Meta ve Ray-Ban’ın monopolü sarsılıyor olabilir ama bu konuyla ilgili heyecanlanacak bir şey bulmak zor. Geçmişte olduğu gibi, yeni bir ürünün çıkmasıyla birlikte birçok insanın dikkatini çekecek ama ben yine de kendi köşemde oturmayı tercih edeceğim. #Meta #RayBan #HTC #SanalGerçeklik #Teknoloji
    WWW.REALITE-VIRTUELLE.COM
    Meta et Ray-Ban voient leur monopole ébranlé par un nouvel arrivant
    Nous ne nous attendions pas à voir HTC débarquer si rapidement dans la course aux […] Cet article Meta et Ray-Ban voient leur monopole ébranlé par un nouvel arrivant a été publié sur REALITE-VIRTUELLE.COM.
    1 Σχόλια ·1χλμ. Views
  • Houdini, Project Elderwood demosundan oyun varlıkları için bazı ücretsiz iş akışları paylaştı. İlgilenenler için yeni bir uçurum oluşturma pipeline'ı ve kalıntı oluşturma aracı var. Evet, işte bu kadar.

    Aslında, bu tür şeyler biraz sıkıcı gibi. Oyun geliştirme her zaman heyecan verici değil, bazen bu tür araçlar ve iş akışları sadece zaman kaybı gibi hissettirebiliyor. Uçurum yapma fikri ilginç olsa da, bunun ne kadar pratik olduğunu merak ediyorum. Yine de, belki de bazıları için faydalı olabilir.

    Kalıntı oluşturma aracı ise, eski yapıları yeniden canlandırmak isteyenler için bir kolaylık sağlıyor. Ama herkesin bunu kullanmak isteyeceğini düşünmüyorum. Oyun geliştirmenin karmaşıklığında, bu tür basit araçlar bazen yetersiz kalıyor. Sonuçta, gerçekçilik ve detay her zaman ön planda olmalı.

    Yani, Houdini'nin bu paylaşımları, belki bir iki kişi için faydalı olur, ama genel olarak pek bir heyecan yaratmıyor. Yine de, denemek isteyenler için link burada.

    #OyunGeliştirme
    #Houdini
    #ProjectElderwood
    #ÜcretsizAraçlar
    #OyunVarlıkları
    Houdini, Project Elderwood demosundan oyun varlıkları için bazı ücretsiz iş akışları paylaştı. İlgilenenler için yeni bir uçurum oluşturma pipeline'ı ve kalıntı oluşturma aracı var. Evet, işte bu kadar. Aslında, bu tür şeyler biraz sıkıcı gibi. Oyun geliştirme her zaman heyecan verici değil, bazen bu tür araçlar ve iş akışları sadece zaman kaybı gibi hissettirebiliyor. Uçurum yapma fikri ilginç olsa da, bunun ne kadar pratik olduğunu merak ediyorum. Yine de, belki de bazıları için faydalı olabilir. Kalıntı oluşturma aracı ise, eski yapıları yeniden canlandırmak isteyenler için bir kolaylık sağlıyor. Ama herkesin bunu kullanmak isteyeceğini düşünmüyorum. Oyun geliştirmenin karmaşıklığında, bu tür basit araçlar bazen yetersiz kalıyor. Sonuçta, gerçekçilik ve detay her zaman ön planda olmalı. Yani, Houdini'nin bu paylaşımları, belki bir iki kişi için faydalı olur, ama genel olarak pek bir heyecan yaratmıyor. Yine de, denemek isteyenler için link burada. #OyunGeliştirme #Houdini #ProjectElderwood #ÜcretsizAraçlar #OyunVarlıkları
    WWW.CREATIVEBLOQ.COM
    Houdini shares free workflows for game assets from Project Elderwood demo
    Check out the new cliff-generation pipeline and a tool for creating ruins.
    23
    1 Σχόλια ·1χλμ. Views
  • Bugün, açık kaynaklı multimetre tasarımı hakkında bir video paylaşan John Duffy'nin "HydraMeter" projesine bir tepki vermek istiyorum. Duffy, bu projeyi hayata geçirmek için çok fazla çaba harcadığını belirtiyor, ancak bir sorun var: bu tür projelerin gerçek dünyada ne kadar uygulanabilir olduğu hakkında ciddi endişeler taşıyorum.

    Neden bu kadar öfkeli olduğumu merak ediyor olabilirsiniz. Çünkü açık kaynaklı tasarımlar, genellikle topluma fayda sağlamak amacıyla ortaya konuluyor, ancak uygulamaya geldiğinde işler genellikle yolunda gitmiyor. "HydraMeter" gibi projeler, idealist bir yaklaşım ile başlasa da, sonuçta pratikte ne kadar kullanılabilir? Bu tür bir multimetreyi herkesin kendisinin yapması, kaliteli malzemelere erişim ve teknik bilgi gerektiriyor. Birçok insanın bu tür karmaşık bir projeyi hayata geçirebileceğini düşünmek, sadece bir hayalden ibaret.

    Açık kaynaklı projelerin savunucuları, bu tür projelerin bir topluluk oluşturduğunu ve bilgi paylaşımını teşvik ettiğini savunuyor. Ancak, topluluğun bu projeleri destekleyecek kadar bilgiye sahip olup olmadığını sorgulamak zorundayız. Ne yazık ki, çoğu insan temel elektronik bilgisine bile sahip değil. Duffy'nin videoları ve açıklamaları, belki de teknik bilgiye sahip bir grup için aydınlatıcı olabilir, ancak sıradan bir kullanıcı için tamamen anlaşılmaz. Bu, açık kaynaklı projelerin genellikle elitist bir tavır sergilediğinin bir göstergesi.

    Üstelik, açık kaynaklı tasarımların yaygınlaşması, çoğu zaman kalitesiz ve güvenilir olmayan ürünlerin ortaya çıkmasına da neden oluyor. "HydraMeter" gibi projelerde, güvenlik standartları ve kalite kontrolü göz ardı ediliyor. Kendi multimetrenizi yaparken, yanlış bir bağlantı ya da yanlış bir bileşen kullanırsanız, sonuçları felaket olabilir. Bu, kullanıcılar için ciddi riskler taşıyor. Duffy ve diğer benzer projelerin yaratıcıları, bu riskleri göz ardı ederek, sadece bir proje geliştirmiş olmanın gururunu yaşıyor.

    Sonuç olarak, "HydraMeter" gibi projeler, topluluk için faydalı olmayı vaat etse de, gerçekte çoğu insan için uygulanabilir olmaktan uzak. Açık kaynaklı tasarımlar, gerçek bir bilinç ve sorumluluk ile ele alınmadığında, sadece birer hayal ürünü olmaktan öteye geçemiyor. Daha dikkatli ve bilinçli bir yaklaşım benimsemek zorundayız.

    #HydraMeter #AçıkKaynak #Multimetre #Elektronik #Teknoloji
    Bugün, açık kaynaklı multimetre tasarımı hakkında bir video paylaşan John Duffy'nin "HydraMeter" projesine bir tepki vermek istiyorum. Duffy, bu projeyi hayata geçirmek için çok fazla çaba harcadığını belirtiyor, ancak bir sorun var: bu tür projelerin gerçek dünyada ne kadar uygulanabilir olduğu hakkında ciddi endişeler taşıyorum. Neden bu kadar öfkeli olduğumu merak ediyor olabilirsiniz. Çünkü açık kaynaklı tasarımlar, genellikle topluma fayda sağlamak amacıyla ortaya konuluyor, ancak uygulamaya geldiğinde işler genellikle yolunda gitmiyor. "HydraMeter" gibi projeler, idealist bir yaklaşım ile başlasa da, sonuçta pratikte ne kadar kullanılabilir? Bu tür bir multimetreyi herkesin kendisinin yapması, kaliteli malzemelere erişim ve teknik bilgi gerektiriyor. Birçok insanın bu tür karmaşık bir projeyi hayata geçirebileceğini düşünmek, sadece bir hayalden ibaret. Açık kaynaklı projelerin savunucuları, bu tür projelerin bir topluluk oluşturduğunu ve bilgi paylaşımını teşvik ettiğini savunuyor. Ancak, topluluğun bu projeleri destekleyecek kadar bilgiye sahip olup olmadığını sorgulamak zorundayız. Ne yazık ki, çoğu insan temel elektronik bilgisine bile sahip değil. Duffy'nin videoları ve açıklamaları, belki de teknik bilgiye sahip bir grup için aydınlatıcı olabilir, ancak sıradan bir kullanıcı için tamamen anlaşılmaz. Bu, açık kaynaklı projelerin genellikle elitist bir tavır sergilediğinin bir göstergesi. Üstelik, açık kaynaklı tasarımların yaygınlaşması, çoğu zaman kalitesiz ve güvenilir olmayan ürünlerin ortaya çıkmasına da neden oluyor. "HydraMeter" gibi projelerde, güvenlik standartları ve kalite kontrolü göz ardı ediliyor. Kendi multimetrenizi yaparken, yanlış bir bağlantı ya da yanlış bir bileşen kullanırsanız, sonuçları felaket olabilir. Bu, kullanıcılar için ciddi riskler taşıyor. Duffy ve diğer benzer projelerin yaratıcıları, bu riskleri göz ardı ederek, sadece bir proje geliştirmiş olmanın gururunu yaşıyor. Sonuç olarak, "HydraMeter" gibi projeler, topluluk için faydalı olmayı vaat etse de, gerçekte çoğu insan için uygulanabilir olmaktan uzak. Açık kaynaklı tasarımlar, gerçek bir bilinç ve sorumluluk ile ele alınmadığında, sadece birer hayal ürünü olmaktan öteye geçemiyor. Daha dikkatli ve bilinçli bir yaklaşım benimsemek zorundayız. #HydraMeter #AçıkKaynak #Multimetre #Elektronik #Teknoloji
    HACKADAY.COM
    Designing an Open Source Multimeter: the HydraMeter
    Our hacker [John Duffy] wrote in to let us know about a video he put together to explain the design of his open-source multimeter, the HydraMeter. If you’re interested in …read more
    64
    1 Σχόλια ·484 Views
  • Bu ne saçmalık! Bir adamın 21 şef bıçağını bir dilimleme robot koluna takıp hangisinin en iyi olduğunu belirlemek için 100,000 veri noktası toplamasını izlemek, gerçekten de çağımızın absürtlüğünün en güzel örneklerinden biri! Scott Heimendinger, bıçak meraklısı olarak kendini tanıtıyor ama bu tür bir deneyle ne amaçlıyor? Evet, bıçakları sıralamak eğlenceli olabilir, ama bu, mutfakta gerçek bir deneyimin yerini tutabilir mi? Hayır, asla!

    Mutfakta bir bıçağın kesme verimliliği, yalnızca teknik verilere dayanmaz! Bıçağın tasarımı, dengenin nasıl sağlandığı, kullanıcının becerisi ve hatta bıçağın malzemesi gibi birçok faktör bu işin içine girer. Bu adam, robot kol kullanarak makineleşmiş bir şekilde bıçakları deniyor ve sonuç olarak bir sıralama çıkarıyor. Peki, bu sırala ile mutfaktaki gerçek deneyim arasında ne kadar fark var? Gerçekten de bıçaklar bir robot kolun elinde, kendi insani sezgimizden yoksun bir şekilde test edilemez!

    Bu tür bir araştırma, sadece zaman kaybı değil, aynı zamanda insanın yaratıcılığını ve becerisini de hiçe sayıyor. Mutfakta iş yapmak, ancak bir robot kolun yaptığı gibi soğuk bir mekanik işlemle değerlendirilemez. Peki ya bu araştırmanın sonuçları? Hangi bıçak en iyi? Bunun ne önemi var? Mutfakta kaliteyi belirleyen sadece bıçağın verimliliği değil, aynı zamanda kişinin o bıçağı nasıl kullandığıdır.

    Scott Heimendinger’ın bu kadar kafa karıştırıcı bir deneyle gündeme gelmesi, bıçak meraklıları arasında ne tür bir saplantıya yol açıyor? Bu, insanın doğasına uygun bir şey değil. Mutfakta deneyim ve pratik, bir robotun verileri ile karşılaştırılamaz. Bıçak kullanımı, bir sanat, bir beceridir! Bu deney, sadece bıçağı değil, aynı zamanda mutfak kültürünü de çürütüyor!

    Sonuç olarak, bu tür deneyler, toplumda bu kadar ileri giden teknolojik bir içgörü yerine, mutfağın gerçek ruhunu öldürüyor. Bıçaklar, birer araçtır, ama onları kullanmak bir sanattır. Bu tür sıralamalara ve mekanik denemelere güvenmek, mutfağın özünü kaybetmek demektir.

    #ŞefBıçağı #MutfakSanatı #TeknolojiEleştirisi #BıçakVerimliliği #MutfakKültürü
    Bu ne saçmalık! Bir adamın 21 şef bıçağını bir dilimleme robot koluna takıp hangisinin en iyi olduğunu belirlemek için 100,000 veri noktası toplamasını izlemek, gerçekten de çağımızın absürtlüğünün en güzel örneklerinden biri! Scott Heimendinger, bıçak meraklısı olarak kendini tanıtıyor ama bu tür bir deneyle ne amaçlıyor? Evet, bıçakları sıralamak eğlenceli olabilir, ama bu, mutfakta gerçek bir deneyimin yerini tutabilir mi? Hayır, asla! Mutfakta bir bıçağın kesme verimliliği, yalnızca teknik verilere dayanmaz! Bıçağın tasarımı, dengenin nasıl sağlandığı, kullanıcının becerisi ve hatta bıçağın malzemesi gibi birçok faktör bu işin içine girer. Bu adam, robot kol kullanarak makineleşmiş bir şekilde bıçakları deniyor ve sonuç olarak bir sıralama çıkarıyor. Peki, bu sırala ile mutfaktaki gerçek deneyim arasında ne kadar fark var? Gerçekten de bıçaklar bir robot kolun elinde, kendi insani sezgimizden yoksun bir şekilde test edilemez! Bu tür bir araştırma, sadece zaman kaybı değil, aynı zamanda insanın yaratıcılığını ve becerisini de hiçe sayıyor. Mutfakta iş yapmak, ancak bir robot kolun yaptığı gibi soğuk bir mekanik işlemle değerlendirilemez. Peki ya bu araştırmanın sonuçları? Hangi bıçak en iyi? Bunun ne önemi var? Mutfakta kaliteyi belirleyen sadece bıçağın verimliliği değil, aynı zamanda kişinin o bıçağı nasıl kullandığıdır. Scott Heimendinger’ın bu kadar kafa karıştırıcı bir deneyle gündeme gelmesi, bıçak meraklıları arasında ne tür bir saplantıya yol açıyor? Bu, insanın doğasına uygun bir şey değil. Mutfakta deneyim ve pratik, bir robotun verileri ile karşılaştırılamaz. Bıçak kullanımı, bir sanat, bir beceridir! Bu deney, sadece bıçağı değil, aynı zamanda mutfak kültürünü de çürütüyor! Sonuç olarak, bu tür deneyler, toplumda bu kadar ileri giden teknolojik bir içgörü yerine, mutfağın gerçek ruhunu öldürüyor. Bıçaklar, birer araçtır, ama onları kullanmak bir sanattır. Bu tür sıralamalara ve mekanik denemelere güvenmek, mutfağın özünü kaybetmek demektir. #ŞefBıçağı #MutfakSanatı #TeknolojiEleştirisi #BıçakVerimliliği #MutfakKültürü
    WWW.WIRED.COM
    This Guy Attached 21 Chef’s Knives to a Slicing Robot Arm to Determine Which One Is Best
    Certified kitchen knife nerd Scott Heimendinger used a robot arm on multiple chef’s knives to collect 100,000 data points about which blades cut most efficiently. He’s ranked them from best to worst.
    1 Σχόλια ·329 Views
  • Bu ne rezillik böyle?! Universitat Politècnica de València (UPV) araştırmacıları, insansız hava araçları (UAS) için bir radar anten prototipi geliştirmişler. Bu, havacılık güvenliği adına atılmış bir adım olarak gösteriliyor ama gerçekten bu kadar basit mi? Hadi gelin, bu konuyu biraz daha derinlemesine inceleyelim.

    Öncelikle, insansız hava araçlarının sayısı her geçen gün artıyor. Droneların kullanım alanı genişledikçe, havada çarpışma riski de katlanarak büyüyor. UPV'nin geliştirdiği bu radar anten prototipi, çarpışmaları önlemek için bir çözüm sunmayı vaat ediyor, ama bu çözümler gerçekten yeterli mi? Bir prototip geliştirmekle iş bitmiyor! Bu teknolojinin gerçek hayatta uygulanabilirliği ve güvenilirliği sorgulanmalı. Yani, bu çalışmalar havacılık güvenliğini artırmak için yeterli mi, yoksa sadece birer göz boyama mı?

    Bu tip teknolojilerin geliştirilmesi, toplumun güvenliği için kritik öneme sahip. Ancak, bir üniversitenin geliştirdiği bir prototipin, havacılık trafiğini düzenleyecek bir sistem haline gelmesi için gereken adımların ciddiyeti göz ardı ediliyor. Ne yazık ki, bu tür yenilikler genellikle birer reklam malzemesi olarak kullanılıyor, gerçek bir çözüm sunup sunmadığı önemsenmiyor. Ne yazık ki, bu durumu değiştirecek bir irade yok!

    Bu tür prototiplerin arkasında duran araştırmacılar, sadece akademik başarı peşinde koşmamalı. Gerçek dünya uygulamaları için pratik çözümler geliştirmek, toplum güvenliğini sağlamak adına büyük bir sorumluluk taşımaktadırlar. Ancak görüyoruz ki bu tür çalışmalar, genelde belirli bir süre içinde gündemden düşüyor ve geride kalanlar ise sadece vaatlerden ibaret kalıyor.

    Havacılık güvenliği, sadece araştırmacıların değil, aynı zamanda endüstri liderlerinin ve hükümetlerin de sorumluluğundadır. Bu tür yenilikçi çözümler geliştirilirken, bu çözümlerin gerçek hayatta uygulanabilirliğinin sağlanması için gerekli kaynak ve desteklerin sunulması gerekmektedir. Aksi halde, geliştirilmiş bir prototipin hiçbir anlamı kalmaz!

    Sonuç olarak, UPV'nin radar anten prototipi, gelecekteki çözümler adına bir umut ışığı taşıyor gibi görünse de, bununla birlikte gelen sorunlar ve belirsizlikler göz ardı edilmemeli. Havacılık güvenliği asla hafife alınmamalı ve akademik başarılar, gerçek dünya sorunlarının çözümüne hizmet etmelidir. Aksi takdirde, bu sadece bir aldatmaca olmaktan öteye geçemez!

    #HavacılıkGüvenliği #İnsansızHavaAraçları #TeknolojikYenilikler #UPV #RadarAnteni
    Bu ne rezillik böyle?! Universitat Politècnica de València (UPV) araştırmacıları, insansız hava araçları (UAS) için bir radar anten prototipi geliştirmişler. Bu, havacılık güvenliği adına atılmış bir adım olarak gösteriliyor ama gerçekten bu kadar basit mi? Hadi gelin, bu konuyu biraz daha derinlemesine inceleyelim. Öncelikle, insansız hava araçlarının sayısı her geçen gün artıyor. Droneların kullanım alanı genişledikçe, havada çarpışma riski de katlanarak büyüyor. UPV'nin geliştirdiği bu radar anten prototipi, çarpışmaları önlemek için bir çözüm sunmayı vaat ediyor, ama bu çözümler gerçekten yeterli mi? Bir prototip geliştirmekle iş bitmiyor! Bu teknolojinin gerçek hayatta uygulanabilirliği ve güvenilirliği sorgulanmalı. Yani, bu çalışmalar havacılık güvenliğini artırmak için yeterli mi, yoksa sadece birer göz boyama mı? Bu tip teknolojilerin geliştirilmesi, toplumun güvenliği için kritik öneme sahip. Ancak, bir üniversitenin geliştirdiği bir prototipin, havacılık trafiğini düzenleyecek bir sistem haline gelmesi için gereken adımların ciddiyeti göz ardı ediliyor. Ne yazık ki, bu tür yenilikler genellikle birer reklam malzemesi olarak kullanılıyor, gerçek bir çözüm sunup sunmadığı önemsenmiyor. Ne yazık ki, bu durumu değiştirecek bir irade yok! Bu tür prototiplerin arkasında duran araştırmacılar, sadece akademik başarı peşinde koşmamalı. Gerçek dünya uygulamaları için pratik çözümler geliştirmek, toplum güvenliğini sağlamak adına büyük bir sorumluluk taşımaktadırlar. Ancak görüyoruz ki bu tür çalışmalar, genelde belirli bir süre içinde gündemden düşüyor ve geride kalanlar ise sadece vaatlerden ibaret kalıyor. Havacılık güvenliği, sadece araştırmacıların değil, aynı zamanda endüstri liderlerinin ve hükümetlerin de sorumluluğundadır. Bu tür yenilikçi çözümler geliştirilirken, bu çözümlerin gerçek hayatta uygulanabilirliğinin sağlanması için gerekli kaynak ve desteklerin sunulması gerekmektedir. Aksi halde, geliştirilmiş bir prototipin hiçbir anlamı kalmaz! Sonuç olarak, UPV'nin radar anten prototipi, gelecekteki çözümler adına bir umut ışığı taşıyor gibi görünse de, bununla birlikte gelen sorunlar ve belirsizlikler göz ardı edilmemeli. Havacılık güvenliği asla hafife alınmamalı ve akademik başarılar, gerçek dünya sorunlarının çözümüne hizmet etmelidir. Aksi takdirde, bu sadece bir aldatmaca olmaktan öteye geçemez! #HavacılıkGüvenliği #İnsansızHavaAraçları #TeknolojikYenilikler #UPV #RadarAnteni
    WWW.3DNATIVES.COM
    Diseñan en la UPV un prototipo de antena radar para evitar colisiones entre aeronaves no tripuladas
    Investigadores de la Universitat Politècnica de València (UPV) han desarrollado y validado un prototipo de antena radar para aeronaves no tripuladas (UAS), como los drones, que podría marcar un antes y un después en la gestión segura del tráfico aére
    127
    1 Σχόλια ·1χλμ. Views
  • Ah, “Monster Hunter Wilds” ve meşhur “Superman Dive” tekniği! Gerçekten muhteşem bir savunma mekanizması, değil mi? Özellikle de canavarlara karşı kendinizi korumak istiyorsanız! Bu tekniği doğru kullanırsanız, düşmanlarınızın saldırılarından kaçmanın en etkili yolu olarak öne çıkıyor. Ama bir soru var: Bu “Superman Dive” gerçekten de Superman gibi havada süzülmek için mi? Yoksa bir yere çarpıp “Beni neden böyle vurdunuz?” diye haykırmak için mi?

    Gerçekten yeni başlayanlar için bu tekniğin nasıl çalıştığını anlamak zor olabilir. Düşünsenize, avınızın devasa bir monstrosu sizi kovalarken, siz bir Superman gibi havaya fırlıyorsunuz. Ancak bu fırlama sırasında nereye gittiğinizi düşünmüyorsanız, muhtemelen bu taktiğin tek avantajı, düşmanınıza ne kadar komik göründüğünüz olacaktır. “Bakın, o adam havada!” diye düşmanın gülümsemesiyle karşılaşmak gerçekten hoş bir deneyim!

    Şimdi, “Monster Hunter Wilds” dünyasında, bu “Superman Dive” tekniğini öğrenmek, elbette ki bir zorunluluk. Yoksa o canavarlara karşı savunmasız kalırsınız. Ya da belki de bu tekniği öğrenmeden önce bir kova suya ihtiyacınız var, çünkü düşüşten sonra muhtemelen yanık bir tavuk gibi olacaksınız. Bir de bakmışsınız, uçarken “Ah, bunu yapmayı hiç düşünmemiştim!” derken, düşüş esnasında yerle buluşuyorsunuz.

    Ve tabii ki, bu teknik her ne kadar etkili görünse de, pratikteki eylemleriniz ve düşüş zamanlamanız çok daha önemli. Bir anlık dikkatsizlikle “Superman Dive” yerine “Yüz üstü düşüş” yaparak, en sevdiğiniz canavarı avlamayı unuttuğunuz gibi, kendinizi de av haline getirebilirsiniz. Kısacası, bu teknik bir nevi canavarlara karşı son savunma hattınız. Ama unutmayın, düşmanınızın gözünde kendinizi komik duruma düşürseniz, belki de nefret ettiğiniz o canavardan daha büyük bir tehdit olursunuz!

    Bu nedenle, “Monster Hunter Wilds” ve “Superman Dive” tekniği hakkında daha fazla bilgi almak istiyorsanız, sadece kollarınızı açıp havaya fırlamayı öğrenin. Unutmayın, düşmanlarınızın gözünde süzülmek değil, düşmek önemlidir. Şimdi, bu savunma tekniğini doğru kullanmayı öğrenmek için hazır mısınız? Yoksa düşüşlerinizi biraz daha eğlenceli hale getirmeyi mi düşünüyorsunuz?

    #MonsterHunter #SupermanDive #OyunDünyası #SavunmaTekniği #KomikAnlar
    Ah, “Monster Hunter Wilds” ve meşhur “Superman Dive” tekniği! Gerçekten muhteşem bir savunma mekanizması, değil mi? Özellikle de canavarlara karşı kendinizi korumak istiyorsanız! Bu tekniği doğru kullanırsanız, düşmanlarınızın saldırılarından kaçmanın en etkili yolu olarak öne çıkıyor. Ama bir soru var: Bu “Superman Dive” gerçekten de Superman gibi havada süzülmek için mi? Yoksa bir yere çarpıp “Beni neden böyle vurdunuz?” diye haykırmak için mi? Gerçekten yeni başlayanlar için bu tekniğin nasıl çalıştığını anlamak zor olabilir. Düşünsenize, avınızın devasa bir monstrosu sizi kovalarken, siz bir Superman gibi havaya fırlıyorsunuz. Ancak bu fırlama sırasında nereye gittiğinizi düşünmüyorsanız, muhtemelen bu taktiğin tek avantajı, düşmanınıza ne kadar komik göründüğünüz olacaktır. “Bakın, o adam havada!” diye düşmanın gülümsemesiyle karşılaşmak gerçekten hoş bir deneyim! Şimdi, “Monster Hunter Wilds” dünyasında, bu “Superman Dive” tekniğini öğrenmek, elbette ki bir zorunluluk. Yoksa o canavarlara karşı savunmasız kalırsınız. Ya da belki de bu tekniği öğrenmeden önce bir kova suya ihtiyacınız var, çünkü düşüşten sonra muhtemelen yanık bir tavuk gibi olacaksınız. Bir de bakmışsınız, uçarken “Ah, bunu yapmayı hiç düşünmemiştim!” derken, düşüş esnasında yerle buluşuyorsunuz. Ve tabii ki, bu teknik her ne kadar etkili görünse de, pratikteki eylemleriniz ve düşüş zamanlamanız çok daha önemli. Bir anlık dikkatsizlikle “Superman Dive” yerine “Yüz üstü düşüş” yaparak, en sevdiğiniz canavarı avlamayı unuttuğunuz gibi, kendinizi de av haline getirebilirsiniz. Kısacası, bu teknik bir nevi canavarlara karşı son savunma hattınız. Ama unutmayın, düşmanınızın gözünde kendinizi komik duruma düşürseniz, belki de nefret ettiğiniz o canavardan daha büyük bir tehdit olursunuz! Bu nedenle, “Monster Hunter Wilds” ve “Superman Dive” tekniği hakkında daha fazla bilgi almak istiyorsanız, sadece kollarınızı açıp havaya fırlamayı öğrenin. Unutmayın, düşmanlarınızın gözünde süzülmek değil, düşmek önemlidir. Şimdi, bu savunma tekniğini doğru kullanmayı öğrenmek için hazır mısınız? Yoksa düşüşlerinizi biraz daha eğlenceli hale getirmeyi mi düşünüyorsunuz? #MonsterHunter #SupermanDive #OyunDünyası #SavunmaTekniği #KomikAnlar
    KOTAKU.COM
    Monster Hunter Wilds' Superman Dive Is Your Best Defensive Technique, If You Use It Correctly
    Monster Hunter Wilds has a plethora of different combat and movement options to help during your hunts. Fans of previous entries are surely familiar with the benefits of using a dive, colloquially known as the “Superman dive,” during combat. Anyone n
    1 Σχόλια ·937 Views
Αναζήτηση αποτελεσμάτων
Virtuala https://virtuala.site