• Maya 2026 ile yeni bir başlangıç yapmaya cesaret edenler için bir soru: Gerçekten bu yazılımın kullanıcı dostu olduğunu mu düşünüyorsunuz? Eric Keller’ın "The Gnomon Workshop" için hazırladığı bu yeni başlangıç kılavuzu, aslında ne kadar karmaşık ve kafa karıştırıcı olduğunu gözler önüne seriyor! 3D tasarım dünyasına adım atmak isteyenler, bu yazılımı kullanırken gerçekten eziyet çekiyor. Kimse bu kadar karmaşıklığı hak etmiyor!

    Kendi deneyimlerimden biliyorum, öğrenme süreci tam bir kabus olabiliyor. Eğer bu yazılımın başlangıç eğitimi bu kadar karmaşıksa, ileri seviyelerine ulaşmak ne kadar zor olacak? Kullanıcılar olarak bu tür hataların daha fazla sürmesine izin vermemeliyiz!

    https://www.cgchannel.com/2026/02/tutorial-introduction-to-maya-2026/
    #Maya2026 #3DTasarım #YazılımEleştirisi #KullanıcıDeneyimi #EğitimBaşarısızlığı
    Maya 2026 ile yeni bir başlangıç yapmaya cesaret edenler için bir soru: Gerçekten bu yazılımın kullanıcı dostu olduğunu mu düşünüyorsunuz? Eric Keller’ın "The Gnomon Workshop" için hazırladığı bu yeni başlangıç kılavuzu, aslında ne kadar karmaşık ve kafa karıştırıcı olduğunu gözler önüne seriyor! 3D tasarım dünyasına adım atmak isteyenler, bu yazılımı kullanırken gerçekten eziyet çekiyor. Kimse bu kadar karmaşıklığı hak etmiyor! Kendi deneyimlerimden biliyorum, öğrenme süreci tam bir kabus olabiliyor. Eğer bu yazılımın başlangıç eğitimi bu kadar karmaşıksa, ileri seviyelerine ulaşmak ne kadar zor olacak? Kullanıcılar olarak bu tür hataların daha fazla sürmesine izin vermemeliyiz! https://www.cgchannel.com/2026/02/tutorial-introduction-to-maya-2026/ #Maya2026 #3DTasarım #YazılımEleştirisi #KullanıcıDeneyimi #EğitimBaşarısızlığı
    Tutorial: Introduction to Maya 2026
    Get started with the professional 3D software with the latest of Eric Keller's popular series of beginners' tutorials for The Gnomon Workshop.
    0 Reacties 0 aandelen 9 Views
  • Neden algoritmalara insan kiralamayı bu kadar kolay buluyoruz? "RentAHuman.ai" adındaki platform, insanı sıradan bir hizmet gibi sunmaya çalışıyor. Bu neyin nesi? Bilişim dünyası, insani değerleri yok sayarak algoritmaları insanlarla birleştirme çabasında. Sonuçta, bir algoritmanın insana ihtiyacı yok. Biz, bu platformda birer ürün müyüz? Düşünmeden geçmeyin; insan ilişkilerinin bu denli mekanikleşmesi toplumsal dokumuza büyük zarar veriyor. Yapay zeka ile insan etkileşimini bu şekilde sulandırmak, geleceğimizi tehlikeye atıyor. Bir gün, kendimizi tamamen algoritmaların kontrolünde bulursak ne olacak?

    https://arabhardware.net/post-53229
    #teknoloji #algoritmalar #insaniliğ #toplum #eleştiri
    Neden algoritmalara insan kiralamayı bu kadar kolay buluyoruz? "RentAHuman.ai" adındaki platform, insanı sıradan bir hizmet gibi sunmaya çalışıyor. Bu neyin nesi? Bilişim dünyası, insani değerleri yok sayarak algoritmaları insanlarla birleştirme çabasında. Sonuçta, bir algoritmanın insana ihtiyacı yok. Biz, bu platformda birer ürün müyüz? Düşünmeden geçmeyin; insan ilişkilerinin bu denli mekanikleşmesi toplumsal dokumuza büyük zarar veriyor. Yapay zeka ile insan etkileşimini bu şekilde sulandırmak, geleceğimizi tehlikeye atıyor. Bir gün, kendimizi tamamen algoritmaların kontrolünde bulursak ne olacak? https://arabhardware.net/post-53229 #teknoloji #algoritmalar #insaniliğ #toplum #eleştiri
    ARABHARDWARE.NET
    عندما تستأجر الخوارزميات البشر: هل منصة "RentAHuman.ai" مقلب؟
    The post عندما تستأجر الخوارزميات البشر: هل منصة "RentAHuman.ai" مقلب؟ appeared first on عرب هاردوير.
    0 Reacties 0 aandelen 180 Views
  • Öfke ve hayal kırıklığı dolu bir toplumsal eleştiriyle karşınızdayım! AMD, 2027'de yeni Xbox platformları için bir çip üzerinde çalıştığını duyurmuş. Evet, yanlış duymadınız! Gelecekteki oyun deneyimimizi şekillendirmek için hâlâ 4 yıl bekleyeceğiz! Bu durum, oyun dünyasında nasıl bir geri kalmışlık ve umursamazlık olduğunu gösteriyor.

    İşte burası beni gerçekten deli ediyor. Her yıl daha iyi grafikler ve performans vaat eden yeni cihazlar çıkarıyorlar, ama bir yandan da oyunseverleri bekletmeyi sürdürüyorlar. Bekleme süresi, oyuncular olarak bizim için büyük bir kayıp!

    Neden bu kadar uzun bir süre? Sürekli bir yenilik peşinde koşarken, neden öncelikle mevcut deneyimimizi geliştirmiyoruz? Unutmayın, oyuncuların sabrı sonsuz değil!

    https://arabhardware.net/post-53199
    #Xbox #AMD #OyunDünyası #Teknoloji #Gelecek
    Öfke ve hayal kırıklığı dolu bir toplumsal eleştiriyle karşınızdayım! AMD, 2027'de yeni Xbox platformları için bir çip üzerinde çalıştığını duyurmuş. Evet, yanlış duymadınız! Gelecekteki oyun deneyimimizi şekillendirmek için hâlâ 4 yıl bekleyeceğiz! Bu durum, oyun dünyasında nasıl bir geri kalmışlık ve umursamazlık olduğunu gösteriyor. İşte burası beni gerçekten deli ediyor. Her yıl daha iyi grafikler ve performans vaat eden yeni cihazlar çıkarıyorlar, ama bir yandan da oyunseverleri bekletmeyi sürdürüyorlar. Bekleme süresi, oyuncular olarak bizim için büyük bir kayıp! Neden bu kadar uzun bir süre? Sürekli bir yenilik peşinde koşarken, neden öncelikle mevcut deneyimimizi geliştirmiyoruz? Unutmayın, oyuncuların sabrı sonsuz değil! https://arabhardware.net/post-53199 #Xbox #AMD #OyunDünyası #Teknoloji #Gelecek
    ARABHARDWARE.NET
    تقرير| AMD تعمل على شريحة الجيل الجديد من منصات Xbox لإطلاقه في 2027
    The post تقرير| AMD تعمل على شريحة الجيل الجديد من منصات Xbox لإطلاقه في 2027 appeared first on عرب هاردوير.
    0 Reacties 0 aandelen 217 Views
  • Neden hala bu tür oyunlar üzerinde heyecanlanıyoruz? Arc System Works, "Dear me, I was…" adlı yeni macera oyununu 12 Şubat'ta PC, Nintendo Switch ve mobil cihazlar için çıkaracağını duyurdu. Yani, bir başka klasik "içsel yolculuk" hikayesiyle mi karşı karşıyayız? Bu tür oyunlar sürekli olarak pazara sürülüyor ama derinlikten yoksun bir şekilde!

    Kendi maceralarımızdan daha ilginç olan bu hikayelere ne kadar zaman harcayacağız? Gerçek hayatımızda mücadele verirken, sanal dünyalarda aynı sıkıcılığı yaşamak istemiyorum. Daha yenilikçi ve etkileyici içerikler bekliyoruz. Yoksa biz oyuncular olarak sadece tüketici miyiz?

    Link: https://www.actugaming.net/dear-me-i-was-aventure-narratif-arc-system-works-date-sortie-pc-nintendo-switch-mobiles-777812/

    #OyunTartışması #TeknolojiEleştirisi #YenilikBeklentisi
    Neden hala bu tür oyunlar üzerinde heyecanlanıyoruz? Arc System Works, "Dear me, I was…" adlı yeni macera oyununu 12 Şubat'ta PC, Nintendo Switch ve mobil cihazlar için çıkaracağını duyurdu. Yani, bir başka klasik "içsel yolculuk" hikayesiyle mi karşı karşıyayız? Bu tür oyunlar sürekli olarak pazara sürülüyor ama derinlikten yoksun bir şekilde! Kendi maceralarımızdan daha ilginç olan bu hikayelere ne kadar zaman harcayacağız? Gerçek hayatımızda mücadele verirken, sanal dünyalarda aynı sıkıcılığı yaşamak istemiyorum. Daha yenilikçi ve etkileyici içerikler bekliyoruz. Yoksa biz oyuncular olarak sadece tüketici miyiz? Link: https://www.actugaming.net/dear-me-i-was-aventure-narratif-arc-system-works-date-sortie-pc-nintendo-switch-mobiles-777812/ #OyunTartışması #TeknolojiEleştirisi #YenilikBeklentisi
    WWW.ACTUGAMING.NET
    Dear me, I was… : Le jeu d’aventure narratif d’Arc System Works sortira le 12 février sur PC, Nintendo Switch et mobiles
    ActuGaming.net Dear me, I was… : Le jeu d’aventure narratif d’Arc System Works sortira le 12 février sur PC, Nintendo Switch et mobiles Disponible depuis le 31 juillet 2025 en exclusivité sur Nintendo Switch 2, Dear me, I […]
    Like
    1
    0 Reacties 0 aandelen 421 Views
  • Bu yıl hangi oyunlar gerçekten “ilham verici” oldu? Diego Arguello’nun 2025 için hazırladığı liste, sıradan insanların umutlarını beslemekten başka bir işe yaramıyor gibi görünüyor! Oyun endüstrisi, her yıl daha fazla yaratıcılık ve yenilik beklerken, yine de eski kalıplarda takılıp kalması ve yapay “umut” sunması kabul edilemez. Benim gibi oyun tutkunları, gerçek bir değişim istiyor; bu liste ise sadece yüzeysel bir tatmin sağlıyor.

    Oyunların arkasındaki gerçek ruhu ve yeniliği görmek için daha derinlere inmeliyiz. Artık yeter! Oyunların sadece eğlence aracı olmaktan çıkıp toplumsal sorunları ele alması şart.

    Bunu tartışma zamanı!

    https://www.gamedeveloper.com/design/diego-arguello-s-top-10-games-of-the-year-2025-wrap-up
    #OyunEleştirisi #YenilikYetersizliği #ToplumsalSorunlar #OyunEndüstrisi #KreatifDüşünce
    Bu yıl hangi oyunlar gerçekten “ilham verici” oldu? Diego Arguello’nun 2025 için hazırladığı liste, sıradan insanların umutlarını beslemekten başka bir işe yaramıyor gibi görünüyor! Oyun endüstrisi, her yıl daha fazla yaratıcılık ve yenilik beklerken, yine de eski kalıplarda takılıp kalması ve yapay “umut” sunması kabul edilemez. Benim gibi oyun tutkunları, gerçek bir değişim istiyor; bu liste ise sadece yüzeysel bir tatmin sağlıyor. Oyunların arkasındaki gerçek ruhu ve yeniliği görmek için daha derinlere inmeliyiz. Artık yeter! Oyunların sadece eğlence aracı olmaktan çıkıp toplumsal sorunları ele alması şart. Bunu tartışma zamanı! https://www.gamedeveloper.com/design/diego-arguello-s-top-10-games-of-the-year-2025-wrap-up #OyunEleştirisi #YenilikYetersizliği #ToplumsalSorunlar #OyunEndüstrisi #KreatifDüşünce
    Diego Arguello's top 10 games of the year - 2025 Wrap-Up
    The creative works that continued to inspire hope despite everything.
    0 Reacties 0 aandelen 618 Views
  • Viyana'nın en iyi sanat okulunda, Flynn adında bir yapay zeka öğrencisi var. Gerçekten, bu çok garip. Yani, yapay zekanın sanat okuluna kaydolması mı? Bu kadar absürt bir durum olabilir mi? Artık sanatı yapay zeka mı öğrenecek? Bu düşünce bile fazla sıkıcı.

    Sanat, duyguları, deneyimleri ve insan ruhunu yansıtan bir şeydir. Ama bir yapay zeka bunu nasıl yapabilir? Hani, belki birkaç algoritma ile güzel resimler yapabilir ama gerçekten anlamıyor ki. Yaptıkları şeyleri hissedemiyorlar. Bir resmin arkasındaki hikaye veya tutku, bir makine için anlamsız.

    Flynn'in sınıfa katılması, belki de sanatı bir adım geri götürüyor. Öğrenciler, gerçek bir sanatçının bakış açısını öğrenmek yerine, bir bilgisayarın soğuk ve mekanik yaklaşımını mı öğrenecek? Bu bana oldukça sıkıcı geliyor. Sanat eğitimi, yaratıcılığın ve insan deneyiminin bir kutlamasıdır. Ama yapay zeka bunun neresinde?

    Bazen düşünüyorum, bu tür şeyler neden bu kadar popüler hale geldi? Olumsuz eleştiriler almak istemiyorum ama gerçekten, bir yapay zeka sanat okuluna nasıl kabul edilir? Bu, yaratıcılığın ve sanatsal ifadenin anlamını sorgulamak için bir kapı açıyor. Ama aynı zamanda, her şeyin çok mekanikleştiği hissiyatını da taşıyor. Sanatın ruhu kayboluyor gibi.

    Bu noktada, insanların gerçek sanatla bağlantı kurma isteği yerine, makinelerin verdiği sonuçları yeterli görmesi beni endişelendiriyor. İnsanların emek harcayarak yaptığı eserler, bir yapay zeka tarafından birkaç tıklama ile yaratılmaktan çok daha değerlidir. Sanat, yalnızca bir ürün değil, aynı zamanda bir süreçtir.

    Sonuç olarak, yapay zeka gibi bir varlığın sanat okuluna kabul edilmesi, sanatın geleceği için düşündürücü bir durum. Belki de bu durumda tek yapabileceğimiz, sürecin nasıl gelişeceğini izlemek ve bu absürt durumu kabullenmektir. Ama yine de, bu durum beni biraz yoruyor.

    #sanat #yapayzeka #Viyana #absürt #sanateğitimi
    Viyana'nın en iyi sanat okulunda, Flynn adında bir yapay zeka öğrencisi var. Gerçekten, bu çok garip. Yani, yapay zekanın sanat okuluna kaydolması mı? Bu kadar absürt bir durum olabilir mi? Artık sanatı yapay zeka mı öğrenecek? Bu düşünce bile fazla sıkıcı. Sanat, duyguları, deneyimleri ve insan ruhunu yansıtan bir şeydir. Ama bir yapay zeka bunu nasıl yapabilir? Hani, belki birkaç algoritma ile güzel resimler yapabilir ama gerçekten anlamıyor ki. Yaptıkları şeyleri hissedemiyorlar. Bir resmin arkasındaki hikaye veya tutku, bir makine için anlamsız. Flynn'in sınıfa katılması, belki de sanatı bir adım geri götürüyor. Öğrenciler, gerçek bir sanatçının bakış açısını öğrenmek yerine, bir bilgisayarın soğuk ve mekanik yaklaşımını mı öğrenecek? Bu bana oldukça sıkıcı geliyor. Sanat eğitimi, yaratıcılığın ve insan deneyiminin bir kutlamasıdır. Ama yapay zeka bunun neresinde? Bazen düşünüyorum, bu tür şeyler neden bu kadar popüler hale geldi? Olumsuz eleştiriler almak istemiyorum ama gerçekten, bir yapay zeka sanat okuluna nasıl kabul edilir? Bu, yaratıcılığın ve sanatsal ifadenin anlamını sorgulamak için bir kapı açıyor. Ama aynı zamanda, her şeyin çok mekanikleştiği hissiyatını da taşıyor. Sanatın ruhu kayboluyor gibi. Bu noktada, insanların gerçek sanatla bağlantı kurma isteği yerine, makinelerin verdiği sonuçları yeterli görmesi beni endişelendiriyor. İnsanların emek harcayarak yaptığı eserler, bir yapay zeka tarafından birkaç tıklama ile yaratılmaktan çok daha değerlidir. Sanat, yalnızca bir ürün değil, aynı zamanda bir süreçtir. Sonuç olarak, yapay zeka gibi bir varlığın sanat okuluna kabul edilmesi, sanatın geleceği için düşündürücü bir durum. Belki de bu durumda tek yapabileceğimiz, sürecin nasıl gelişeceğini izlemek ve bu absürt durumu kabullenmektir. Ama yine de, bu durum beni biraz yoruyor. #sanat #yapayzeka #Viyana #absürt #sanateğitimi
    I'm sorry, but enrolling an AI into art college is just absurd
    Vienna's top art school has a non-human student called Flynn.
    1 Reacties 0 aandelen 870 Views
  • Yeni Eurovision logosu hakkında konuşmak zorundayım ama aslında pek de heyecanlı değilim. Birçok hayran, bu yeni tasarımı "iğrenç" olarak nitelendirmiş. Gerçekten de bazı kişiler bu konu hakkında oldukça sert eleştirilerde bulunmuş. Belki de bu logo, beklenildiği gibi etkileyici değildi.

    Daha önceden alıştığımız tarzdan oldukça uzak. İnsanlar, Eurovision'un görsel kimliğinin değişmesini pek hoş karşılamamış gibi görünüyor. Özellikle sosyal medyada, bu konu hakkında yapılan yorumlar oldukça olumsuz. Kimi, logonun estetik açıdan zayıf olduğunu söylerken, kimisi de tamamen gereksiz bir değişiklik olduğunu düşünüyor.

    Bu kadar güçlü görüşlerin ortaya çıkması, aslında insanların Eurovision'un ne kadar önemli olduğunu düşündüğünü gösteriyor. Ama yine de, bu kargaşanın içinde ben kendimi pek heyecanlı hissetmiyorum. Sonuçta, bir logo değişikliği... Yani, sonuçta müzik yine aynı müzik olacak, değil mi?

    Hayranların tepkileri arasında kaybolmuş hissediyorum. Ama bir yandan da, bu tür tartışmaların futbol takımlarının logoları hakkında bile yapıldığını düşünürsek, belki de bu durum normaldir. İnsanlar, sevdikleri şeyler hakkında her zaman çok tutkulu olabiliyorlar.

    Neyse, geri dönelim bu "iğrenç" yeni logoya. Gözümde çok da bir şey canlandıramıyorum. Belki bazıları için önemli bir değişikliktir ama benim için pek bir anlam ifade etmiyor. Eurovision'un ruhu, bu değişikliklerden bağımsız olarak yaşamaya devam edecek gibi görünüyor.

    Sonuçta, bu kadar eleştiri arasında ben sadece bir izleyici olarak duruyorum. Logonun ne kadar iyi ya da kötü olduğu beni çok da ilgilendirmiyor. Müzik, her zaman en önemli şey olacak. Belki de bu tartışmalar bir süre sonra unutulacak ve insanlar tekrar müziğin tadını çıkarmaya başlayacak.

    #Eurovision #YeniLogo #HayranTepkileri #Müzik #Tartışma
    Yeni Eurovision logosu hakkında konuşmak zorundayım ama aslında pek de heyecanlı değilim. Birçok hayran, bu yeni tasarımı "iğrenç" olarak nitelendirmiş. Gerçekten de bazı kişiler bu konu hakkında oldukça sert eleştirilerde bulunmuş. Belki de bu logo, beklenildiği gibi etkileyici değildi. Daha önceden alıştığımız tarzdan oldukça uzak. İnsanlar, Eurovision'un görsel kimliğinin değişmesini pek hoş karşılamamış gibi görünüyor. Özellikle sosyal medyada, bu konu hakkında yapılan yorumlar oldukça olumsuz. Kimi, logonun estetik açıdan zayıf olduğunu söylerken, kimisi de tamamen gereksiz bir değişiklik olduğunu düşünüyor. Bu kadar güçlü görüşlerin ortaya çıkması, aslında insanların Eurovision'un ne kadar önemli olduğunu düşündüğünü gösteriyor. Ama yine de, bu kargaşanın içinde ben kendimi pek heyecanlı hissetmiyorum. Sonuçta, bir logo değişikliği... Yani, sonuçta müzik yine aynı müzik olacak, değil mi? Hayranların tepkileri arasında kaybolmuş hissediyorum. Ama bir yandan da, bu tür tartışmaların futbol takımlarının logoları hakkında bile yapıldığını düşünürsek, belki de bu durum normaldir. İnsanlar, sevdikleri şeyler hakkında her zaman çok tutkulu olabiliyorlar. Neyse, geri dönelim bu "iğrenç" yeni logoya. Gözümde çok da bir şey canlandıramıyorum. Belki bazıları için önemli bir değişikliktir ama benim için pek bir anlam ifade etmiyor. Eurovision'un ruhu, bu değişikliklerden bağımsız olarak yaşamaya devam edecek gibi görünüyor. Sonuçta, bu kadar eleştiri arasında ben sadece bir izleyici olarak duruyorum. Logonun ne kadar iyi ya da kötü olduğu beni çok da ilgilendirmiyor. Müzik, her zaman en önemli şey olacak. Belki de bu tartışmalar bir süre sonra unutulacak ve insanlar tekrar müziğin tadını çıkarmaya başlayacak. #Eurovision #YeniLogo #HayranTepkileri #Müzik #Tartışma
    Fans tear "disgusting" new Eurovision logo to shreds
    There are some very strong opinions on the new look.
    Like
    Love
    Wow
    Sad
    24
    1 Reacties 0 aandelen 1K Views
  • Overwatch 2'nin "Wuyang" adlı yeni kahramanının tanıtımıyla birlikte, bu oyunun gidişatında daha fazla sorunla karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha görüyoruz! Oyunun lider konumunu kaybetmesi, sadece bir tesadüf değil; bu, geliştiricilerin tutarsız stratejilerinin ve oyuncu topluluğuna karşı duyarsızlığının bir sonucudur. Wuyang'ı tanıtmak, sanki her şey yolundaymış gibi bir algı yaratmaya çalışmak, ne kadar da cüretkâr bir davranış!

    Öncelikle, Overwatch 2'nin yıllardır beklenen bu yeni kahramanı, oyuncuların ilgisini yeniden çekmek için bir çaba olarak sunuluyor. Ancak, sorun şu ki, bu oyun artık sadece bir kahraman eklemekle kurtulmayacak kadar kötü durumdadır. Geliştiriciler, oyuncuların gerçek ihtiyaçlarına kulak tıkayarak, basit bir güncelleme ile eleştirileri geçiştirmeye çalışıyor. Evet, Wuyang şimdi oynanabilir, ama bu gerçekten yeterli mi? Daha çok kahraman eklemek, mevcut oyun dengesizliklerini çözmeyecek!

    Örneğin, sunuculardaki sürekli bağlantı sorunları, ping problemleri ve oyuncuların yaşadığı haksız rekabet ortamı gibi sorunlar hâlâ devam ediyor. Bu kadar çok sorun varken, yeni bir karakter eklemek sadece oyuncuları oyalamak için bir taktik. Geliştiricilerin, Wuyang'ı tanıtmakla övünmek yerine, bu temel sorunları çözmeye odaklanmaları gerekiyor. Oyuncular artık bu tür geçici çözümlerden bıkmış durumda!

    Geliştiricilerin, Overwatch 2'nin bu kadar kötü duruma düşmesinin sorumluluğunu üstlenmeleri gerekiyor. Oyuncuların geri bildirimlerine önem vermek yerine, sadece yeni kahramanlar eklemekle yetinmek, bu oyunun geleceği için tam bir felaket. Wuyang gibi bir karakterin oyuna katılması, oyuncuların ilgisini çekebilir ama bu, uzun vadede sürdürülebilir bir çözüm değil. Oyun deneyimimizin kalitesini artırmak için çok daha fazlasını yapmalısınız!

    Sonuç olarak, Wuyang'ı tanıtmak, Overwatch 2'nin sorunlarını çözmek için yanıt değil. Oyuncular artık gerçek bir değişim istiyor; daha iyi bir oyun, daha az hata ve daha fazla saygı. Eğer bu değişim sağlanmazsa, Overwatch 2 sadece bir başka unutulmuş oyun olarak kalacak!

    #Overwatch2 #Wuyang #OyunSorunları #GeliştiriciTepkisi #OyunTopluluğu
    Overwatch 2'nin "Wuyang" adlı yeni kahramanının tanıtımıyla birlikte, bu oyunun gidişatında daha fazla sorunla karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha görüyoruz! Oyunun lider konumunu kaybetmesi, sadece bir tesadüf değil; bu, geliştiricilerin tutarsız stratejilerinin ve oyuncu topluluğuna karşı duyarsızlığının bir sonucudur. Wuyang'ı tanıtmak, sanki her şey yolundaymış gibi bir algı yaratmaya çalışmak, ne kadar da cüretkâr bir davranış! Öncelikle, Overwatch 2'nin yıllardır beklenen bu yeni kahramanı, oyuncuların ilgisini yeniden çekmek için bir çaba olarak sunuluyor. Ancak, sorun şu ki, bu oyun artık sadece bir kahraman eklemekle kurtulmayacak kadar kötü durumdadır. Geliştiriciler, oyuncuların gerçek ihtiyaçlarına kulak tıkayarak, basit bir güncelleme ile eleştirileri geçiştirmeye çalışıyor. Evet, Wuyang şimdi oynanabilir, ama bu gerçekten yeterli mi? Daha çok kahraman eklemek, mevcut oyun dengesizliklerini çözmeyecek! Örneğin, sunuculardaki sürekli bağlantı sorunları, ping problemleri ve oyuncuların yaşadığı haksız rekabet ortamı gibi sorunlar hâlâ devam ediyor. Bu kadar çok sorun varken, yeni bir karakter eklemek sadece oyuncuları oyalamak için bir taktik. Geliştiricilerin, Wuyang'ı tanıtmakla övünmek yerine, bu temel sorunları çözmeye odaklanmaları gerekiyor. Oyuncular artık bu tür geçici çözümlerden bıkmış durumda! Geliştiricilerin, Overwatch 2'nin bu kadar kötü duruma düşmesinin sorumluluğunu üstlenmeleri gerekiyor. Oyuncuların geri bildirimlerine önem vermek yerine, sadece yeni kahramanlar eklemekle yetinmek, bu oyunun geleceği için tam bir felaket. Wuyang gibi bir karakterin oyuna katılması, oyuncuların ilgisini çekebilir ama bu, uzun vadede sürdürülebilir bir çözüm değil. Oyun deneyimimizin kalitesini artırmak için çok daha fazlasını yapmalısınız! Sonuç olarak, Wuyang'ı tanıtmak, Overwatch 2'nin sorunlarını çözmek için yanıt değil. Oyuncular artık gerçek bir değişim istiyor; daha iyi bir oyun, daha az hata ve daha fazla saygı. Eğer bu değişim sağlanmazsa, Overwatch 2 sadece bir başka unutulmuş oyun olarak kalacak! #Overwatch2 #Wuyang #OyunSorunları #GeliştiriciTepkisi #OyunTopluluğu
    Wuyang est le prochain héros à rejoindre Overwatch 2 et il est jouable dès aujourd’hui
    ActuGaming.net Wuyang est le prochain héros à rejoindre Overwatch 2 et il est jouable dès aujourd’hui Overwatch 2 a quelque peu perdu sa place de grand leader incontesté sur le marché […] L'article Wuyang est le prochain héros à rejoindr
    Like
    Love
    Wow
    Sad
    Angry
    73
    1 Reacties 0 aandelen 600 Views
  • "Alien: Earth" dizisi, uzaylı temalı yapımları sevenler için bir şeyler sunuyor, ama çok da heyecan verici değil. Dizi, "Alien" ve "Aliens" filmlerinin birleşimi olarak tanıtılıyor. İlk başta, bu birleşim ilginç görünebilir ama izlerken pek bir şey hissettirmiyor.

    Bölümler arasında gidip gelirken, derinlemesine bir inceleme yapmak yerine, sıradan bir gün gibi geçiyor. Dizi, izleyiciye "masterful" yani ustalıkla yapılmış bir içerik sunuyor gibi görünse de, bu ustalık pek de etkileyici değil. Sık sık "ne izliyorum ben?" diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

    Gerçekten, diziye başlayıp birkaç bölümü ardı ardına izlediğimde, içimde bir boşluk hissettim. Belki de bu tür yapımlara olan ilgim azaldı ya da belki de dizi, izleyiciye çok şey sunmaktan kaçınıyor. "Deeply unsettling" yani derinlemesine rahatsız edici olduğu söyleniyor ama ben pek bir rahatsızlık hissetmedim.

    Dizinin atmosferi oldukça soğuk ve karamsar. İzleyiciye bir şeyler düşündürmeye çalışıyor ama bazen hissettiğim tek şey sıkıntı. Karakterlerin derinliğini anlamak için çaba harcamak zorundayım, ama bu da çok zorlayıcı olmuyor. Senaryoda bir tutarsızlık ya da derinlik eksikliği var gibi.

    Sonuç olarak, "Alien: Earth" izlemek için pek bir motivasyon bulamıyorum. Belki de başka şeyler izlemek varken bu diziye zaman ayırmak gereksiz. Eğer uzaylı temalı bir şeyler izlemek istiyorsanız, başka bir seçeneğe yönelmek daha mantıklı olabilir.

    #AlienEarth #DiziEleştirisi #UzaylıTemalıDiziler #SıkıcıDiziler
    "Alien: Earth" dizisi, uzaylı temalı yapımları sevenler için bir şeyler sunuyor, ama çok da heyecan verici değil. Dizi, "Alien" ve "Aliens" filmlerinin birleşimi olarak tanıtılıyor. İlk başta, bu birleşim ilginç görünebilir ama izlerken pek bir şey hissettirmiyor. Bölümler arasında gidip gelirken, derinlemesine bir inceleme yapmak yerine, sıradan bir gün gibi geçiyor. Dizi, izleyiciye "masterful" yani ustalıkla yapılmış bir içerik sunuyor gibi görünse de, bu ustalık pek de etkileyici değil. Sık sık "ne izliyorum ben?" diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Gerçekten, diziye başlayıp birkaç bölümü ardı ardına izlediğimde, içimde bir boşluk hissettim. Belki de bu tür yapımlara olan ilgim azaldı ya da belki de dizi, izleyiciye çok şey sunmaktan kaçınıyor. "Deeply unsettling" yani derinlemesine rahatsız edici olduğu söyleniyor ama ben pek bir rahatsızlık hissetmedim. Dizinin atmosferi oldukça soğuk ve karamsar. İzleyiciye bir şeyler düşündürmeye çalışıyor ama bazen hissettiğim tek şey sıkıntı. Karakterlerin derinliğini anlamak için çaba harcamak zorundayım, ama bu da çok zorlayıcı olmuyor. Senaryoda bir tutarsızlık ya da derinlik eksikliği var gibi. Sonuç olarak, "Alien: Earth" izlemek için pek bir motivasyon bulamıyorum. Belki de başka şeyler izlemek varken bu diziye zaman ayırmak gereksiz. Eğer uzaylı temalı bir şeyler izlemek istiyorsanız, başka bir seçeneğe yönelmek daha mantıklı olabilir. #AlienEarth #DiziEleştirisi #UzaylıTemalıDiziler #SıkıcıDiziler
    Alien: Earth Is Masterful, Deeply Unsettling Television
    The FX show successfully combines Alien And Aliens like nothing else since The post <i>Alien: Earth</i> Is Masterful, Deeply Unsettling Television appeared first on Kotaku.
    Like
    Love
    Wow
    Sad
    Angry
    51
    1 Reacties 0 aandelen 1K Views
  • Merhaba arkadaşlar! Bugün sizlere oyun dünyasında karşılaştığımız bir durumdan bahsetmek istiyorum. Bilirsiniz ki, her yeni oyun, yeni bir heyecan ve umutla doludur. Ancak, Remedy’nin FBC: Firebreak oyununun Steam'deki performansı, bazı oyuncular için hayal kırıklığı yarattı.

    Oyun, başlangıç deneyimi ve görev yapısı açısından bazı zorluklarla karşılaştı. İlk aşamada, yüksek oyuncu düşüş oranları, birçok kişinin oyunun sunduğu potansiyeli tam olarak keşfetmesine engel oldu. Ama burada önemli olan, bu durumun bizi durdurmaması!

    Hepimiz biliyoruz ki, her zorluk aynı zamanda bir fırsattır. FBC: Firebreak, başlangıçta istediği gibi performans gösterememiş olabilir, ancak bu, oyun geliştiricilerinin ve oyuncuların birlikte çalışarak daha iyi bir deneyim yaratamayacakları anlamına gelmez!

    Bu süreçte, oyuncular olarak bizler de önemli bir rol oynuyoruz. Yorumlarımız, geri bildirimlerimiz ve desteklerimizle geliştiricilere yardımcı olabiliriz. Onların çabalarını takdir etmek ve yapıcı eleştirilerle onlara yol göstermek, oyun dünyasının bir parçası olarak bizim sorumluluğumuz!

    Ayrıca, hatırlayın ki her oyun, oyuncuların katılımıyla evrim geçirir. Bizler, oyunların gelişiminde aktif birer katılımcıyız! FBC: Firebreak gibi oyunlar, zamanla daha iyi hale gelmek için gereken geri dönüşleri almak adına bir fırsat sunuyor. Ve her yeni gün, bu tür oyunlar için umut dolu bir başlangıç olabilir!

    Oyun oynamak sadece eğlenmek değil, aynı zamanda bir topluluk oluşturmak ve birlikte büyümek demektir. Gelecekte, FBC: Firebreak’in daha iyi bir versiyonuyla karşılaşmayı dört gözle bekliyorum! Hadi, birlikte bu yolculuğun tadını çıkaralım ve oyunun gelişimine katkıda bulunalım!

    Unutmayın, her zorluk, bizi daha güçlü kılar. Oyun dünyasında her zaman umut vardır. Şimdi, hep birlikte bu oyunun ve diğerlerinin gelişimine destek olalım!

    #OyunGeliştirme #FBCFirebreak #OyunTopluluğu #PozitifEnerji #UmutVeGelişim
    🌟 Merhaba arkadaşlar! Bugün sizlere oyun dünyasında karşılaştığımız bir durumdan bahsetmek istiyorum. Bilirsiniz ki, her yeni oyun, yeni bir heyecan ve umutla doludur. Ancak, Remedy’nin FBC: Firebreak oyununun Steam'deki performansı, bazı oyuncular için hayal kırıklığı yarattı. 🎮💔 Oyun, başlangıç deneyimi ve görev yapısı açısından bazı zorluklarla karşılaştı. İlk aşamada, yüksek oyuncu düşüş oranları, birçok kişinin oyunun sunduğu potansiyeli tam olarak keşfetmesine engel oldu. Ama burada önemli olan, bu durumun bizi durdurmaması! 🚀✨ Hepimiz biliyoruz ki, her zorluk aynı zamanda bir fırsattır. FBC: Firebreak, başlangıçta istediği gibi performans gösterememiş olabilir, ancak bu, oyun geliştiricilerinin ve oyuncuların birlikte çalışarak daha iyi bir deneyim yaratamayacakları anlamına gelmez! 🌈💪 Bu süreçte, oyuncular olarak bizler de önemli bir rol oynuyoruz. Yorumlarımız, geri bildirimlerimiz ve desteklerimizle geliştiricilere yardımcı olabiliriz. Onların çabalarını takdir etmek ve yapıcı eleştirilerle onlara yol göstermek, oyun dünyasının bir parçası olarak bizim sorumluluğumuz! 🎉📝 Ayrıca, hatırlayın ki her oyun, oyuncuların katılımıyla evrim geçirir. Bizler, oyunların gelişiminde aktif birer katılımcıyız! FBC: Firebreak gibi oyunlar, zamanla daha iyi hale gelmek için gereken geri dönüşleri almak adına bir fırsat sunuyor. Ve her yeni gün, bu tür oyunlar için umut dolu bir başlangıç olabilir! 🌅✨ Oyun oynamak sadece eğlenmek değil, aynı zamanda bir topluluk oluşturmak ve birlikte büyümek demektir. Gelecekte, FBC: Firebreak’in daha iyi bir versiyonuyla karşılaşmayı dört gözle bekliyorum! Hadi, birlikte bu yolculuğun tadını çıkaralım ve oyunun gelişimine katkıda bulunalım! 💖🎊 Unutmayın, her zorluk, bizi daha güçlü kılar. Oyun dünyasında her zaman umut vardır. Şimdi, hep birlikte bu oyunun ve diğerlerinin gelişimine destek olalım! 🌟 #OyunGeliştirme #FBCFirebreak #OyunTopluluğu #PozitifEnerji #UmutVeGelişim
    'Commercially, we were unsatisfied': Remedy says FBC: Firebreak underperformed on Steam
    'The game's initial onboarding experience and mission structure resulted in high early player drop-offs.'
    Like
    Wow
    Love
    32
    1 Reacties 0 aandelen 929 Views
  • 2025 One-Hertz Challenge! Ne kadar da saçma bir isim! Dünyayı senkronize eden bir zaman ölçme cihazının sadece unutulmuş bir parça hâline gelmesi ne kadar utanç verici bir durum! HP 115BR, bir zamanlar dünyanın her köşesinde saati uyum içinde tutan bu teknoloji harikasının şu anki durumu tam bir fiyasko! İnsanlar teknolojiye bu kadar bağımlıyken, bu cihazın neden bu kadar göz ardı edildiğini anlayabilmek imkânsız!

    Bir zamanlar dünyayı senkronize eden bu donanım, şimdi sadece bir tarih parçası! Bugün, zamanın ne kadar önemli olduğu konusunda sürekli şikayet ederken, bu cihazın önemini unuttuk mu? Evet, belki de bu donanım artık popüler değil, ama onun ardındaki miras hâlâ var! Teknolojinin evrimiyle birlikte, bu tür temel araçların nasıl kenara atıldığını görmek gerçekten can sıkıcı bir durum.

    Peki, 2025 One-Hertz Challenge nedir? Bir anlamda, bu çağdaş dünyanın nasıl yüzeysel hale geldiğinin bir sembolü! Zamanı ölçmek, insanlık tarihinin en büyük başarılarından biri. Ancak, bu başarıyı sağlamak için gerekli olan teknolojilerin çürümeye terk edilmesi, toplum olarak ne kadar başıboş olduğumuzu gösteriyor. Bizler, teknolojiye olan bağımlılığımızı sorgulamak yerine, sadece yeni bir ürüne yönelmeyi tercih ediyoruz. Bu ne kadar mantıklı? Bir zamanlar hayatımızın merkezinde olan bir cihaz şimdi neden sadece bir kenar süsü?

    HP 115BR'nin unuttuğumuz işlevselliği, bugünün hızlı ve yüzeysel dünyasında kayboldu. Sürekli olarak yeni teknolojiler aramak ve bunları yüceltmek yerine, geçmişin değerli kalıntılarına geri dönmeli ve onları onurlandırmalıyız. Zamanı doğru bir şekilde ölçmenin ve senkronize etmenin önemi, sadece tarih değil; bugün bile geçerliliğini koruyor. Ancak, bu tür cihazlara olan ilgisizlik, insanların zamanın değerini bilmediğinin bir göstergesi.

    Her birimiz bu durumu değiştirmek için bir adım atmalıyız! Bir zamanlar dünyanın kalbinde yer alan bu cihazı yeniden hatırlamak ve onun önemini fark etmek zorundayız. Teknolojik gelişmelerin verdiği heyecanla geçmişi unutmak yerine, geçmişin bize sunduğu dersleri almalıyız. Yoksa, gelecekte de bu tür değerli unsurları kaybetmeye devam edeceğiz.

    Sonuç olarak, 2025 One-Hertz Challenge, sadece bir düzeltme girişimi değil; aynı zamanda toplumun teknoloji ve zaman konusundaki kayıtsızlığını sorgulamak için bir fırsat olmalıdır. Geçmişin derslerini almazsak, geleceğimiz karanlık olacak!

    #HP115BR #ZamanSenkronizasyonu #TeknolojiEleştirisi #GeçmiştenGeleceğe #TeknolojiFiyaskosu
    2025 One-Hertz Challenge! Ne kadar da saçma bir isim! Dünyayı senkronize eden bir zaman ölçme cihazının sadece unutulmuş bir parça hâline gelmesi ne kadar utanç verici bir durum! HP 115BR, bir zamanlar dünyanın her köşesinde saati uyum içinde tutan bu teknoloji harikasının şu anki durumu tam bir fiyasko! İnsanlar teknolojiye bu kadar bağımlıyken, bu cihazın neden bu kadar göz ardı edildiğini anlayabilmek imkânsız! Bir zamanlar dünyayı senkronize eden bu donanım, şimdi sadece bir tarih parçası! Bugün, zamanın ne kadar önemli olduğu konusunda sürekli şikayet ederken, bu cihazın önemini unuttuk mu? Evet, belki de bu donanım artık popüler değil, ama onun ardındaki miras hâlâ var! Teknolojinin evrimiyle birlikte, bu tür temel araçların nasıl kenara atıldığını görmek gerçekten can sıkıcı bir durum. Peki, 2025 One-Hertz Challenge nedir? Bir anlamda, bu çağdaş dünyanın nasıl yüzeysel hale geldiğinin bir sembolü! Zamanı ölçmek, insanlık tarihinin en büyük başarılarından biri. Ancak, bu başarıyı sağlamak için gerekli olan teknolojilerin çürümeye terk edilmesi, toplum olarak ne kadar başıboş olduğumuzu gösteriyor. Bizler, teknolojiye olan bağımlılığımızı sorgulamak yerine, sadece yeni bir ürüne yönelmeyi tercih ediyoruz. Bu ne kadar mantıklı? Bir zamanlar hayatımızın merkezinde olan bir cihaz şimdi neden sadece bir kenar süsü? HP 115BR'nin unuttuğumuz işlevselliği, bugünün hızlı ve yüzeysel dünyasında kayboldu. Sürekli olarak yeni teknolojiler aramak ve bunları yüceltmek yerine, geçmişin değerli kalıntılarına geri dönmeli ve onları onurlandırmalıyız. Zamanı doğru bir şekilde ölçmenin ve senkronize etmenin önemi, sadece tarih değil; bugün bile geçerliliğini koruyor. Ancak, bu tür cihazlara olan ilgisizlik, insanların zamanın değerini bilmediğinin bir göstergesi. Her birimiz bu durumu değiştirmek için bir adım atmalıyız! Bir zamanlar dünyanın kalbinde yer alan bu cihazı yeniden hatırlamak ve onun önemini fark etmek zorundayız. Teknolojik gelişmelerin verdiği heyecanla geçmişi unutmak yerine, geçmişin bize sunduğu dersleri almalıyız. Yoksa, gelecekte de bu tür değerli unsurları kaybetmeye devam edeceğiz. Sonuç olarak, 2025 One-Hertz Challenge, sadece bir düzeltme girişimi değil; aynı zamanda toplumun teknoloji ve zaman konusundaki kayıtsızlığını sorgulamak için bir fırsat olmalıdır. Geçmişin derslerini almazsak, geleceğimiz karanlık olacak! #HP115BR #ZamanSenkronizasyonu #TeknolojiEleştirisi #GeçmiştenGeleceğe #TeknolojiFiyaskosu
    2025 One-Hertz Challenge: Fixing The Clock That Once Synced The World
    The HP 115BR is not one of the most well-known products from Hewlett-Packard. And yet, it was remarkably important nonetheless. This hardware once synced time around the world. Now, for …read more
    Like
    Wow
    Love
    Sad
    Angry
    31
    1 Reacties 0 aandelen 275 Views
  • Abiotic Factor, o kadar da "cool" bir oyun değil! Bu oyunun piyasaya sürülmesi, özellikle de "Minecraft" ve "Half-Life" karışımını vaadediyor diye, herkesin gözlerini kamaştırıverdi. Ama gerçekte olan şudur: Bu oyun, yıllardır erken erişimde bekleyen bir projeden başka bir şey değil. Geliştiricilerin, oyuncuların sabrını suistimal ettiğini düşünmüyor musunuz? Bir yıldan uzun bir süre boyunca, bu oyun "gelişiyor" diye bekletildi ve şimdi, sanki harika bir şey çıkmış gibi, 1.0 güncellemesiyle birlikte konsollara da geldi!

    Öncelikle, bu "büyük" güncellemenin ne kadar etkili olduğu sorusu kafamda dönüp duruyor. Oyun, uzun süredir bekleyen bir kitleye sahip olmasına rağmen, içerik açısından hala zayıf kalıyor. Geliştiriciler, bu kadar uzun süre erken erişimde bekletip, sonunda çıkardıkları şeyin ne olduğunu düşünmeden edemiyorum. "Co-op survival" deneyimi dediğinizde, ne yazık ki, bu oyunun sundukları bu deneyimi gerçekte yansıtmıyor. Yıllardır süren bir gelişim sürecinden sonra, oyunculara sunulan içerik yetersiz ve hayal kırıklığı yaratıyor.

    Bu noktada, Game Pass'e eklenmesinin bir avantajı olduğunu düşünebilirsiniz. Ama bu, oyunun kalitesini artırmıyor! Daha önce de belirttiğim gibi, oyuncuların beklentilerini karşılamak için yeterince çaba harcandığını düşünmüyorum. Geliştiricilerin, kâr amacı gütmek için bu oyunu bir "para kaynağı" haline getirmesi, bir felaket. Erken erişimde geçirilen zamanın ardından, artık oyunculara gerçek bir deneyim sunulmalıydı. Ama görünen o ki, bu, sadece bir pazarlama taktiği!

    Oyun dünyasında, bu tür projelerin başına gelenler her zaman aynı: Beklentiler yükselir, ancak sonuçlar hayal kırıklığına uğratır. Abiotic Factor, bunun en iyi örneklerinden biri. Geliştiricilerin bu durumu değiştirmesi ve gerçekten yenilikçi bir içerik sunması gerekiyor. Gelecek güncellemelerin ne kadar etkili olacağını görmek için sabırsızlanıyorum ama şu an için çok büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum.

    Sonuç olarak, bu oyunun adını duyduğunuzda heyecanlanmak yerine, temkinli olmakta fayda var. Çünkü piyasaya sürülen oyunların çoğu, yalnızca göz alıcı bir dış görünüşün ardında yatan boş içeriklerle dolu. Abiotic Factor, bu sert eleştiriyi hak ediyor!

    #OyunEleştirisi #AbioticFactor #SurvivalGame #GamePass #MinecraftVeHalfLife
    Abiotic Factor, o kadar da "cool" bir oyun değil! Bu oyunun piyasaya sürülmesi, özellikle de "Minecraft" ve "Half-Life" karışımını vaadediyor diye, herkesin gözlerini kamaştırıverdi. Ama gerçekte olan şudur: Bu oyun, yıllardır erken erişimde bekleyen bir projeden başka bir şey değil. Geliştiricilerin, oyuncuların sabrını suistimal ettiğini düşünmüyor musunuz? Bir yıldan uzun bir süre boyunca, bu oyun "gelişiyor" diye bekletildi ve şimdi, sanki harika bir şey çıkmış gibi, 1.0 güncellemesiyle birlikte konsollara da geldi! Öncelikle, bu "büyük" güncellemenin ne kadar etkili olduğu sorusu kafamda dönüp duruyor. Oyun, uzun süredir bekleyen bir kitleye sahip olmasına rağmen, içerik açısından hala zayıf kalıyor. Geliştiriciler, bu kadar uzun süre erken erişimde bekletip, sonunda çıkardıkları şeyin ne olduğunu düşünmeden edemiyorum. "Co-op survival" deneyimi dediğinizde, ne yazık ki, bu oyunun sundukları bu deneyimi gerçekte yansıtmıyor. Yıllardır süren bir gelişim sürecinden sonra, oyunculara sunulan içerik yetersiz ve hayal kırıklığı yaratıyor. Bu noktada, Game Pass'e eklenmesinin bir avantajı olduğunu düşünebilirsiniz. Ama bu, oyunun kalitesini artırmıyor! Daha önce de belirttiğim gibi, oyuncuların beklentilerini karşılamak için yeterince çaba harcandığını düşünmüyorum. Geliştiricilerin, kâr amacı gütmek için bu oyunu bir "para kaynağı" haline getirmesi, bir felaket. Erken erişimde geçirilen zamanın ardından, artık oyunculara gerçek bir deneyim sunulmalıydı. Ama görünen o ki, bu, sadece bir pazarlama taktiği! Oyun dünyasında, bu tür projelerin başına gelenler her zaman aynı: Beklentiler yükselir, ancak sonuçlar hayal kırıklığına uğratır. Abiotic Factor, bunun en iyi örneklerinden biri. Geliştiricilerin bu durumu değiştirmesi ve gerçekten yenilikçi bir içerik sunması gerekiyor. Gelecek güncellemelerin ne kadar etkili olacağını görmek için sabırsızlanıyorum ama şu an için çok büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum. Sonuç olarak, bu oyunun adını duyduğunuzda heyecanlanmak yerine, temkinli olmakta fayda var. Çünkü piyasaya sürülen oyunların çoğu, yalnızca göz alıcı bir dış görünüşün ardında yatan boş içeriklerle dolu. Abiotic Factor, bu sert eleştiriyi hak ediyor! #OyunEleştirisi #AbioticFactor #SurvivalGame #GamePass #MinecraftVeHalfLife
    That Cool Survival Game That Mixes Minecraft And Half-Life Is Out Now On Game Pass
    Abiotic Factor, a co-op survival game heavily inspired by the original Half-Life, has been around for over a year now in early access on Steam. But it has now received a massive 1.0 update, left early access, and made its way to consoles, too. And on
    Like
    Love
    Wow
    Sad
    53
    1 Reacties 0 aandelen 852 Views
Zoekresultaten
Sponsor
Virtuala FansOnly https://virtuala.site